Beni devamlı olarak takip eden okuyucularım öğretmen-öğrenci ilişkileri konusunda çok hassas yaklaştığımı iyi bilir.

Özellikle öğretmenler tarafından öğrencilere şiddet uygulandığı zaman konuya idare-i maslahatçı yaklaşmak yerine üzerine gitmeyi tercih ediyorum.

Şimdiye kadar bu konuda sayısız haber yaptım ve makale yazdım.

Geçtiğimiz hafta da Selimpaşa Sultan Alparslan Ortaokulu Müdürü Engin Akbal’ın üç öğrenciyi dövdüğü iddiası ile Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayet edildiğini öğrenince konuyu haberleştirdim.

Bir önceki görevi Silivri Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü olan “Engin Akbal” adını google’a girdiğiniz zaman Silivri’ye tayin edilmeden önce görev yaptı yer olan Ümraniye’de müdür yardımcısıyken “öğrenci dövdüğü” ve okul müdürüyken de “kız öğrenciye cinsel istismarda bulunduğu” iddiasıyla soruşturma geçirdiğini görüyorum. Akbal, cinsel istismar iddiasından bir süre tutuklu kalmış ancak yerel mahkemedeki yargılama sonucunda delil yetersizliğinden beraat etmiş.

Şimdi bu yukarıda belirttiğim konular haber değeri taşıyor…

Ancak öğretmen camiasında bir şımarıklık var. Özellikle öğrenciye karşı şiddet kullanma olayları sonucunda açılan soruşturmalar; muhakkikler tarafından “iddialar sübut bulmamıştır” tanımlaması ile sonuçlanır. Yani öğretmenler birbirlerini korur ve kollar.

Korunmaya alışmıştır öğretmenler… Öğrencilere karşı kötü muamele yaptıkları zaman bunun cezasız kalmasına alışmıştır. Benim gibi bir gazeteci çıkıp da konuyu yazdığı zaman acayip derecede rahatsız oluyorlar.

Ne zaman öğrenci dövdüğü iddiası ile soruşturma geçiren bir öğretmeni haber konusu yapsam, o öğretmenin bağlı olduğu sendika mensupları holigan zihniyetiyle sosyal medya paylaşımları ve yorumları yaparak arkadaşlarını savunmaya geçiyor. Akılları sıra beni yıldırmaya çalışıyor...

Bakın şimdi buradan bir kez daha ilan ediyorum:

Öğrenciler okullara “eğitilmek için” geliyor. Dolayısıyla hata da yapacaklar, yanlış da yapacaklar, yaramazlık da yapacaklar…

Siz öğretmenler bu işin eğitimini aldınız… Pedagojik formasyon (çocuk psikolojisi) eğitimi aldınız. Öğrencileri bilime göre eğiteceksiniz, insan gibi eğiteceksiniz…

Hayvan terbiyesici değilsiniz...

Eğer ki sinir sisteminiz laçka olmuşsa, eğer ki öfke kontrolünde başarısız oluyorsanız o zaman rehberlik servisleri var, psikologlar var, ruh ve sinir hastalıkları hastaneleri var.

Bu milletin çocuklarına hayvan eğitir gibi davranmaya hakkınız yok.

Gidin tedavi olun…

Bana gelince:

Silivri’de görev yapan öğretmenlerin öğrencilere kötü davrandıklarımı duyduğum zaman haber konusu, makale konusu yapacağım.

İşin üzerine üzerine gideceğim…

İnadına inadına yazacağım…

Siz böyle holiganlaştıkça, siz böyle saldırganlaştıkça; ben daha çok yazacağım…

İnadına inadına yazacağım…