Anadolu vatan, Trakya can, Silivri'ye canım kurban...

Bugün 1 Kasım…

Silivri’nin düşman işgalinden kurtuluşunun 104. yıldönümü…

Sosyal medya üzerinden paylaşım yapan üç beş hassas vatandaşın haricinde kimsenin umurunda değil.

Hepimiz çocukluğumuzdan hatırlarız. Daha düne kadar 1 Kasımlar hep bayram coşkusuyla kutlanırdı.

Sahilde Atatürk Anıtı'na çelenk konulur, konuşmalar yapılır ve şiirler okunurdu.

Silivri'nin kurtuluşu sembolik olarak canlandırılır; silah sesleri ve alkışlar arasında tören alanına giren Türk askerleri, düşman askerlerini yere serdikten sonra “Cumhuriyet Kızı” adı verilen genç kızımız, tören mangasının komutanı teğmen tarafından zincirlerinden kurtarılırdı.

Kurtuluş kutlamalarının en keyifli sahnelerinden birisi de geçit töreniydi. Silivri'deki bir çok kurum ve kuruluşa ait araçlar rengarenk süslenerek caddelerden geçer ve kendilerine izleyen vatandaşlara küçük hediyeler atardı.

Peki şimdi niçin yapılmıyor?

Çünkü bu tarz kurtuluş törenleri ülkeyi yönetenler tarafından resmi programlardan çıkartıldı…

Ancak birçok belediye “kültür etkinliği” adı altında geçmişte yapılan kutlamaların aynısını gerçekleştiriyor.

Peki Silivri Belediyesi ne yapıyor?

Hepimizin bildiği gibi "başka şeylerle" ilgileniyor...

Bu bir Silivrililik bilinci meselesidir…

Bu bir heyecan meselesidir…

Bu bir vizyon meselesidir…

Bugün belediyeyi yönetenler “başka şeylerle” ilgilendikleri için böyle konulara vakit ayıramıyor.

Dahası böyle bir farkındalık, böyle bir heyecan ve vizyon sahibi de değiller.

Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete mantığıyla yönettikleri (!) belediyede her şey Arap saçı gibi olmuş durumda yuvarlanıp gidiyorlar.