Rüşvetin belgesi olur da namusun ve dürüstlüğün belgesi olmaz mı? Olur tabi... Hem de kapı gibi olur... Önce size önemli bir konudan bahsetmek istiyorum. Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar'ın, bir belediye personelinin eşi aracılığıyla yurtdışına

Rüşvetin belgesi olur da namusun ve dürüstlüğün belgesi olmaz mı?

Olur tabi...

Hem de kapı gibi olur...

Önce size önemli bir konudan bahsetmek istiyorum.

Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar'ın, bir belediye personelinin eşi aracılığıyla yurtdışına önemli miktarda rüşvet parası kaçırdığı dedikodusunu duydum desem aklınıza ne gelir?

Yine aynı şekilde bilmem hangi müteahhidin Işıklar'a çanta içerisinde 100 bin dolar getirdiği şeklinde başka bir dedikodu daha duysum desem bu sefer ne düşünürsünüz?

Sakın şaşırmayın; çünkü ben her iki iddiayı da gerçekten duydum...

Ve burada yazdığım iki iddiayı hiç vakit kaybetmeden direk Özcan Işıklar'a sordum.

Bana aynen şu cevabı verdi:

"Cem, sabahtan akşama kadar kapı kapı dolaşıp buna benzer dedikodular yapan iki bilemedin üç tane isim var Silivri'de. Ben gerçekten de böyle şeyler yapmış olsam bir saniye bile beklemezler büyük bir keyifle benim ipimi çekerler. Git onlara söyle hiç beklemesinler hemen savcılığa ve mali polise şikayet etsinler" dedi.

Ben de birkaç gün bekledim ve o isimlerden bir tanesi ile karşılaştığımda yine benzer bir iddiada bulunanca "abi sen madem böyle bir bilgiye sahipsin hadi hemen savcılığa şikayet et. Ben de bunu haber yapayım" dedim.

Karşımdaki hemen konuyu değiştirdi...

 

Şimdi tekrar yazımın başlığına dönelim.

Neydi yazımın başlığı?

Namusun Belgesi...

Şimdi de niçin bu başlığı atma gereğini duyduğumu anlatayım size.

2010 yılının Aralık ayında işte buna benzer bir ihale yolsuzluğu iddiası dolaşıyordu ortalıkta.

Silivri Belediyesi tarafından düzenlenen çöp toplama hizmetleri ihalesine katılan Mustafa Günaydın adlı işadamı, Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurarak, ihaleye fesat karıştırıldığını, yolsuzluk ve usulsüzlük yapıldığını iddia etmişti.

Ertesi gün polisler Silivri Belediyesi ek hizmet binasını bastı.

İçeride bulunan dosyalara ve evraklara el konuldu.

Olay ulusal basına yansıdı...

Peki sonra ne oldu?

Silivri Belediyesi müfettiş baskınına uğradı ve belediyedeki bütün evraklar didik didik edildi.

Daha sonra ne oldu?

Özcan Işıklar ve diğer belediye görevlilerinin ihaleye fesat karıştırmadıkları, yolsuzluk veya usulsüzlük yapmadıkları, bütün işlemlerin yasa ve yönetmeliklere uygun olduğu ortaya çıktı.

Bundan sonra ne oldu?

Gerçek olmayan bir şikayette bulunan Mustafa Günaydın hakkında dava açıldı.

Peki en sonunda ne oldu?

Silivri 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde 10 Ekim 2013 Perşembe günü görülen duruşmada; Özcan Işıklar ve çalışma arkadaşları hakkında gerçek olmayan bir suçlamada bulunduğu anlaşılan Mustafa Günaydın; Işıklar'a 20 bin TL, ihale komisyonunu oluşturan Rıdvan Çiloğlu, Mehmet Emre Ergürün, Ahmet Bekar, Recep Külçür, İbrahim Sevim ve Akın Bayram'a da (her birine ayrı ayrı olmak üzere) biner TL tazminat ödemeye mahkum edildi.

 

Sevgili Silivrililer,

Şimdi bu kararın belgesini aşağıda yayımlıyorum ve soruyorum.

Bu belge; Özcan Işıklar'ın görevini dürüst, namuslu ve şerefli bir şekilde yerine getirdiğinin belgesi değil midir?

Bu belge, kapı gibi namusun belgesi değil midir?

Ve bu satırları okuyan siz değerli okuyucularıma tekrar soruyorum.

Sağda solda dolaşıp kapı arkalarında "Özcan Işıklar şu kadar rüşvet almış, bilmem yurt dışına şu kadar para transfer etmiş" diyenlerin niçin savcılığa başvuramadıklarını anladınız mı?

İşte aşağıdaki örnekte de görüldüğü gibi iftiranın bedeli çok ağır oluyor...