Sevgili Silivrililer, Bu yazımda, Atatürk’ün ölüm yıldönümünde, Silivri’de gerçekleşen çok üzücü bir olaydan sonra yaşanan alicengiz oyununu bütün yönleriyle size anlatmak istiyorum. Atatürk’ün aramızdan vücut olarak ayrılışının 75. yıldönümü olan 10 Ka

Sevgili Silivrililer,

Bu yazımda, Atatürk’ün ölüm yıldönümünde, Silivri’de gerçekleşen çok üzücü bir olaydan sonra yaşanan alicengiz oyununu bütün yönleriyle size anlatmak istiyorum.

Atatürk’ün aramızdan vücut olarak ayrılışının 75. yıldönümü olan 10 Kasım 2013 Pazar günü Silivri’de düzenlenen anma törenleri sırasında üzücü ve düşündürücü olaylar yaşandı.

Yasa gereğince ilçe kaymakamı adına tören komutanı olarak görev yapan öğretmen arkadaş; saat tam 09:05 olduğu sırada siren ve saygı duruşu yerine İstiklal Marşı için komut verdi.

Kısa bir duraklamadan sonra boş bulunan kalabalık da İstiklal Marşı’nı söylemeye başladı.

İstiklal Marşı’nın hemen bitiminde ise yine aynı kişi tarafından törenin sona erdiği anonsu yapıldı.

Atatürk için siren çalınmadı ve saygı duruşunda bulunulmasına fırsat verilmedi.

Bu durum üzerine çevrede bulunan vatandaşlar infial halinde önce alkışlı protesto başlattı. Arkasından da Kaymakam Salih Keser’i protesto ettiler ve tören alanında bulunan AK Partililer’in üzerine yürüdüler.

Bazı vatandaşlar ise yine bazı AK Partililer’e karşı fiziki müdahalede bulundu. Ancak alanda bulunan polisler ve sağduyulu vatandaşlar hemen müdahale ederek olayın büyümesini önledi.

Sevgili Silivrililer,

İşte bu olaydan hemen sonra tecrübeli bir gazeteci olarak nedense hiç şaşırmadığım birtakım gelişmeler yaşandı.

Bazı AK Partililer, hemen sosyal medyada belediyenin kurmuş olduğu siren sisteminin arızalı olduğunu iddia ederek Belediye Başkanı Özcan Işıklar yüzünden sirenin çalınmadığını ve saygı duruşunun yapılamadığı savını yaymaya başladı.

Hatta AK Parti’ye yakınlığıyla bilinen bir gazeteci arkadaşımız bu şekilde çarpıtılarak dezenforme edilmiş bir haber yayımladı.

Sevgili okuyucularım,

Hadi gelin biraz kafamızı çalıştıralım.

Şimdi bir an için AK Partililer’in doğruyu söylediklerini; tören komutanı öğretmenin siren için emir verdiğini, ancak belediyenin kurmuş olduğu siren sisteminin gerçekten de arızalı olduğunu düşünelim.

O zaman belediyenin sireni çalmaz, fakat çevrede bulunan polis arabası ve ambulansların sirenlerinin çalması, sivil araçların kornalarını çalması; yine bunları işiten ve limanda bulunan gemilerin de düdüklerini aynı şekilde çalmaları gerekirdi.

Tören alanında en az 5 tane polis arabası vardı.

Bir tane ambulans vardı.

Çevrede toplam 100 civarında sivil araç vardı.

Tören alanının bitişiğindeki limanda en az 20 tane büyük balıkçı teknesi vardı.

Şimdi soruyorum;

Acaba bütün sirenler mi bozuktu?..

 

Sevgili Silivrililer,

İşte görüyorsunuz, siyasi menfaat için başvurulan yalan, iftira ve alicengiz oyunları kendini hemen belli ediyor.

 

Olayın video görüntülerini tekrar tekrar izledim.

Çok kalabalık bir vatandaş grubu, başta Metin Karakaş ve Hüseyin Turan olmak üzere AK Partililer’in üzerine yürüyerek yuhaladı. Ancak sosyal medyada psikolojik taarruza geçen AK Parti militanları; vatandaşların Özcan Işıklar’a tepki gösterdiği yalanını yaymaya çalıştı.

Çarpıtmaya bakar mısınız?

AK Partililer’in her fırsatta buna benzer iletişim hileleri kullanarak vatandaşı yanıltmaya çalışmasına ben artık alıştım. Ancak bu hadise sonrasında yaşananları fırsat bilerek kendilerine menfaat sağlamak isteyen siyasi bir grup daha vardı...

CHP içerisindeki Selami Değirmenci taraftarları, böylesine ciddi bir olay karşısında bile “nasıl kendimize menfaat çıkartırız, Özcan Işıklar’ı nasıl yıpratırız” kaygısı doğrultusunda AK Parti politikasını destekleyecek şekilde Işıklar’a karşı saldırıya geçti.

Sosyal medyada AK Parti ile aynı çizgide paylaşımlar yapıldı.

Bazıları CHP genel merkezine Özcan Işıklar hakkında gerçeğe aykırı mailler gönderdi.

Yine bazıları da milletvekillerini arayarak çarpıtılmış gerçeğe aykırı bilgiler verildi.

Böylesine bir olay bile siyasi menfaat malzemesi haline getirildi.

 

Selami Değirmenci hakkında eleştiri yazıları yazmaktan ellerim yoruldu. Bu zat-ı muhterem “ben yoksam CHP de yok” anlayışı ile siyaset yapan bir insandır.

Kendi siyasi menfaatleri uğruna CHP’ye zarar vermekten zerre kadar çekinmez.

Bunun örneklerini geçmişte defalarca gördük ve yaşadık.

Selami Değirmenci, 2004 yılında Genç Parti’den aday olarak CHP oylarını bölmüş ve AK Parti’ye Silivri’de seçim kazandırmıştır.

Şimdi de her fırsatta Özcan Işıklar’ı yıpratıp zarar verebilmek için alicengiz oyunlarına girmekten zerre kadar imtina etmemektedir.

Yine aynı şekilde “ben belediye başkanı olmayacaksam başka bir CHP'li de olamasın” anlayışı doğrultusunda kendi ekibindeki insanlara talimatlar vererek (güya bizzat kendisi yapmayarak) sosyal medyada kendi partisini güç durumda bırakan ve AK Parti’nin savlarını destekleyecek paylaşımlar yaptırmaktadır.

 

Sevgili Silivrililer,

25 yıllık gazetecilik hayatımı ortaya koyarak ve altını çizerek şunu söylüyorum:

Özcan Işıklar, Silivri tarihinde kendisine en çok tuzak kurulan belediye başkanıdır.

Bu söylediğimi lütfen hiç unutmayın...

Özcan Işıklar, Silivri tarihinde kendisine en çok tuzak kurulan belediye başkanıdır...