Hani bazen herkesin gözünün içine baka baka, ama güya kimseye hissettirmeden bir şey yapmaya kalkarsınız fakat elinize ayağınıza dolanır ve çuvallamaya başlarsınız ya...

İşte öyle bir durum yaşıyoruz bu günlerde...

Hürhaber’den bahsediyorum.

Stratejik bir şekilde Özcan Işıklar’ın siyasi menfaatlerine hizmet eden, ancak okuyucusunu enayi yerine koyarak “biz tarafsızız, bir herkese eşit mesafedeyiz” deyip de her seferinde kabak gibi yakayı ele veren Hürhaber’in son vukuatını anlatacağım şimdi size.

Özcan Işıklar’ın CHP içerisinde Muharrem İnce’nin genel başkan olabilmesi için verdiği yoğun destek artık iyice su yüzüne çıktı.

Ancak yeryüzündeki tek akıllı varlığın kendisi olduğuna inanan Işıklar, annelerine yalan söyleyen yaramaz çocuklar gibi yapıp yapıp arkasından “yapmadım” demeye alıştığı için her seferinde Kılıçdaroğlu’nun ekibi karşısında İnce’ye verdiği desteği inkâr ediyor.

Son olarak Akşam Gazetesi de geçtiğimiz hafta sonu bölgemize gelen İnce’nin, Işıklar’ın desteğiyle Çorlu’da toplantı düzenlediğini yazınca bizim Müdüranım lakabıyla andığımız Sevginar Uygun da aklı sıra gizli patronu Işıklar’ı korumaya geçti.

Müdüranım, Hürhaber’e manşeti çakmış;

Oran Işıklar’ı ziyaret etti.

Spot kısmında da aynen şöyle yazıyor;

Pompalanmaya çalışılan havanın aksine Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar’ın genel merkez yetkilileri ile ilişkilerinin doludizgin devam ettiği kendini hissettiriyor. Muharrem İnce ile uzak geçmişe dayanan yakınlığı üzerinden “genel başkanlık yarışı manasında” sıkıntı yaratılması çabalarına pirim vermediği gözlenen Işıklar dün kendisini ziyaret eden Umut Oran’ı ağırladı.

İsterseniz bu kadarla da kalmayalım ve haberin giriş paragrafını da ele alalım.

Sevginar Müdüranım şöyle yazmış haberin giriş paragrafında;

Yerelde siyaseten ALTERNATİFSİZ, hatta RAKİPSİZ tavrını sürdüren Silivri belediye Başkanı Özcan Işıklar’ı, genel merkez ilişkileri üzerinden hedef alma çabaları gündemden eksik olmazken, manasızlıklarını destekleyen gelişmeler de kendiliğinden gelişiyor..."

Breh.. breh...

Hani avukatlar, mahkemelerde yargılanan müvekkillerini savunurken “Müvekkilim şöyle iyi insandır, böyle büyük insandır, rakipsizdir, bir tanedir, ulu insandır, çok özeldir, suçlamalar şöyle manasızdır, böyle manasızdır...” şeklinde cümle kurarlar.

Sevginar Müdüranım da maşallah, patronu Özcan Işıklar’ı nasıl savunacağını şaşırmış.

Müdüranım avukat olmalıymış diyeceğim ama yanlış strateji üzerinden Işıklar’ı korumaya kalkıyor ve eline yüzüne bulaştırıyor.

Işıklar kendisini böyle bir avukata teslim ederse dava kaybeder maazallah...
 

Sevgili Okuyucularım,

Bir yayın organı, eğer ki bir siyasetçiye destek verecekse bunu bir takım özel yöntemlerle yapmalıdır. Öyle kabak gibi “şaralop şurolop benim büyük başkanım” demeye kalkarsanız kaş yapayım derken göz çıkartırsınız.

Ayrıca siyasi partilerin iç dinamiklerini çok iyi takip edemezseniz yaptığınız haber ve yorumlarla da komik duruma düşersiniz.

Şimdi Sevginar Müdüranım’ın “CHP Genel Merkezi’nin temsilcisi” (!) olarak yansıtmaya çalıştığı Umut Oran’ın bugünlerdeki siyasi misyonuna bakalım.

Umut Oran, birkaç sene öncesi itibarıyla Kemal Kılıçdaroğlu’nun kurmaylarından birisi ve CHP’nin genel başkan yardımcısıydı. Ancak daha sonra Kılıçdaroğlu ile fikir anlaşmazlığına düştü ve kendisine parti içerisinde muhalefet etmeye başladı. 7 Haziran ve 1 Kasım seçimlerinde milletvekili adayı gösterilmedi. Kurultay öncesinde genel başkan adayı olabilmek için nabız yokladı. Adı bir dönem Muharrem İnce ile ittifak kurmak isteyenler arasında anıldı. Yine son kurultayda kendisine parti içerisinde idari görev verilmedi. Sosyalist Enternasyonal'de CHP’yi temsil etmek üzere görevlendirilerek genel merkezdeki yönetim kadrolarından uzaklaştırıldı.

Şimdi bu durumdaki bir Ankara siyasetçisinin, Işıklar’ı makamında ziyaret etmesini “genel merkez ile iyi ilişkiler devam ediyor” (!) şeklinde yorumlamaya çalışmak; bir gazetecinin siyasi gelişmeleri başarılı bir şekilde takip edemediğini ve bu nedenle belirli bir siyasetçiyi (Işıklar'ı) koruma konusundaki gizli işini bile iyi yapamadığını gösterir.

Sevginar Müdüranım, dünkü gazetesinde atmış olduğu bu başlık ve spotla; gitgide performanstan düşmekte olduğunu gösterdi.

Yani tam anlamıyla çuvalladı...
 

Sevginar Müdüranım, "patronuna" karşı görevini yerine getirebilmek için yine konuyla ilgili olarak bir de köşe yazısı patlatıvermiş.

Yazısında özetle Özcan Işıklar’ın çok önemli bir şahsiyet olduğunu, Işıklar ile ilgili eleştirilerin boş ve beleş saçmalıklar olduğu, Işıklar’ın CHP Genel Merkezi düzeyinde çok büyük itibarının bulunduğu, üçüncü kez Silivri’ye belediye başkanı seçileceğinden korkan hatta ödü kopan korkakların var olduğu, CHP’nin Silivri’de Işıklar’dan başka bir adayla seçim kazanamayacağını aynen bu kelimelerle anlatmaya çalışmış.

Sevginar Müdüranım, patronunu nasıl koruyacağı bilememiş ve doğal olarak taktikleri, stratejileri falan birbirine karıştırarak saçmalamaya başlamış.

İlkokul öğrencisinin, anlaşmalı olduğu arkadaşını korumak için yazdığı bir kompozisyona benzemiş söz konusu yazı...

İşte başarısızlık ve çaptan düşmek böyle bir şey...
 

Ha unutmadan...

Sevginar Müdüranım, yazısının sonunda hızını alamayarak, Yetgin Çavdar’ın geçmişte başka bir konu hakkında söylediği bir cümleyi buraya adapte etmek suretiyle; Işıklar’ı eleştirenleri “havlayan köpekler”le eşleştirmiş.

İşin bu kısmı, karşı tarafın fikirleriyle başa çıkamayınca küfre müracaat eden cühelâlar gibi olmuş.

Sevginar Müdüranım, divan şairlerinden Nefi’yi tanır mı bilemiyorum.

Nefi’nin, Türk edebiyat tarihinde hayli meşhur olan bir dörtlüğü aklıma geldi.

Tahir Efendi bana kelp demiş
İltifatı bu sözde zahirdir,
Maliki mezhebim benim zira,
İtikadımca kelp Tahirdir...