Aslında bugünkü yazımda AK Parti Silivri Belediye Başkan Adayı Tahir Sert ile ilgili çok ciddi bir yolsuzluk iddiasından bahsedecektim. Ancak Silivrili gazeteciler olarak dün Müjdat Gezen ile yaşadığımız bir olay gündemimi bugünlük değiştirmemize neden o

Aslında bugünkü yazımda AK Parti Silivri Belediye Başkan Adayı Tahir Sert ile ilgili çok ciddi bir yolsuzluk iddiasından bahsedecektim.

Ancak Silivrili gazeteciler olarak dün Müjdat Gezen ile yaşadığımız bir olay gündemimi bugünlük değiştirmemize neden oldu.

 

Benim Müjdat Gezen Sanat Merkezi Radyo Yayıncılığı Eğitim Programı mezunu olduğumu çok az kişi bilir.

Yıllardan bu yana Müjdat Gezen'le her karşılaştığımızda kendisine saygı gösterip "hocam" diye hitap ederim.

Son görüşmemiz, geçtiğimiz yıl Silivri'de tiyatro yapan arkadaşlarımızı kendisiyle tanıştırmaya götürdüğüm zaman olmuştu.

Oysaki dün Silivri'ye geldiğinde bana ve diğer gazeteci arkadaşlarıma karşı etmiş olduğu hakaret ve küfürler adeta şok geçirmeme sebep oldu.

Demek ki kamuoyunda şöhret sahibi olan bazı insanlar, o şöhretin beraberinde getirmiş olduğu farklı psikolojik ihtiyaçlar doğrultusunda; alkış alabilmek için saçma sapan davranışlar yapabiliyormuş.

Şöhretli kişinin 70 yaşında olması da onun tam anlamıyla olgunluğa eriştiğini ve bundan sonra hiç saçma sapan davranışlar göstermeyeceği anlamını taşımıyormuş.

Bakın dün ne yaşandı...

 

Silivri Rotary Kulübü'nün davetlisi olarak ilçemize gelen Müjdat Gezen'in sohbetini dinleyebilmek için belirtilen saatte Nikah ve Sergi Salonu'na gittik.

Tıka basa dolu olan salona vatandaşları  1 saat 20 dakika beklettikten sonra gelen Müjdat Gezen, hoşgeldiniz-hoşbulduk faslından sonra konuşmaya başladı.

Salon çok kalabalıktı.

Basın için ayrılan bölüme de vatandaşlar oturmuştu.

Biz gazeteciler de hiç kimseyi yerinden kaldırmayarak ayakta çalışmaya başladık.

Ancak kapasitesinin çok üzerinde dolu olan bir salonda, üstelik de ayakta çalışmak mecburiyetinde kalınca ister istemez birilerinin izleme alanını kapatıyorsunuz.

Kibarca uyaranlar olunca biz de iki adım yana geçip yer değiştirerek durumu idare etmeye çalıştık.

Basın bölümündeki yerimize oturan izleyicilerden bir kadın ve bir erkek saygısız bir üslupla bizden kenara çekilmemizi isteyince ben de kendilerine cevap vererek "oturduğunuz sandalyeler basına ayrılmıştı. Hem yerimizi işgal ediyorsunuz hem de bize bu şekilde hitap ediyorsunuz. Lütfen saygısızlık yapmayın" dedim. Bu insanlar daha çok seslerine yükseltince Belediye Başkanımız Özcan Işıklar kendilerine müdahale ederek durumu izah etti.

O esnada konuşma yapan Müjdat Gezen de vatandaşa şirin gözükmek için bizi taciz eden ve vatandaşı destekleyen bazı cümleler kullandı.

Bunun üzerine salonu terk etmeye karar verdik.

Ben yüksek sesle "haydi arkadaşlar dışarı çıkıyoruz" dedim.

Bazı  gazeteci arkadaşlarımız benimle birlikte salonu terk etmek için yürümeye başladı.

İçimizden bazıları da içeride kalarak arkamızdan yaşanacak gelişmeleri kayda almayı tercih etti.

Bu durumu gören Müjdat Gezen, konuşmasını yarıda keserek  "salonu terk ederim şantajları bana sökmez. Şantajcı gazeteci misiniz siz? Alo Fatihçi mi bunlar. Çok da şeyimdeydi. Bunlar kendilerini bir b.k sanıyor" gibi cümleler kullanmaya başladı.

Biz de salonu terk ettik...

 

O esnada Müjdat Gezen'in elinde mikrofon vardı ve benim elimde mikrofon yoktu.

Yani, tartışmak için şartlarımız eşit değildi.

Eğer ki eşit şartlarda olsaydık kendisine çok güzel cevaplar vereceğimden kimsenin kuşkusu olmasın.

 

Sevgili Okuyucularım,

Her mesleğin kendine göre bir takım "meslek hileleri" vardır.

Örneğin bir muhasebeci, mükellefin vermesi gerektiğinden daha az vergi ödemesini sağlayabilir.

Bir avukat, müvekkili suçlu olmasına rağmen bazı hukuk hileleri kullanarak onu beraat ettirebilir.

Bir özel hastane doktoru, hastasına ağrı kesicinin dozunu düşük vererek "bak ağrıların geçmiyor, sana falanca tedaviyi uygulamamız gerekiyor" diyerek hastane faturasını şişirebilir.

Bu örnekler uzar gider...

Müjdat Gezen de bir meddah olarak maalesef salondan alkış alabilmek için bizim üzerimizden meslek hilesi kullanarak şov yapmaya kalktı.

"Nasıl bir meslek hilesi ile şov yapmaya kalktı" diye soracak olursanız işte açıklamasını yapıyorum.

Yaklaşık 500 kişiden oluşan dinleyici topluluğunun neredeyse tamamına yakınının sol görüşlü ve AK Parti Hükümet'inden nefret eden insanlardan oluştuğunu tahmin etmişsinizdir mutlaka.

Toplantıya ilan edilen saatten 1 saat 20 dakika geç gelen Müjdat Gezen, konuşmaya başlar başlamaz; Ergenekon tutuklularını ziyaretten geldiğini, Tuncay Özkan ile görüştüğünü ve yine Genelkurmay eski Başkanı İlker Başbuğ ile görüştüğünü söyledi.

Bu sözler üzerine salondan doğal olarak yoğun bir alkış tufanı koptu.

Konuşmasına aynı konu üzerinden devam ederek Tuncay Özkan, İlker Başbuğ ve Fatih Hilmioğlu gibi adeta toplumun kanayan yarası haline gelen isimlerin üzerinden bol miktarda alkış aldıktan sonra; biz gazetecilerin bir vatandaş ile tartışmamızı fark edince; salonda bulunanları halk ve gazeteciler diye ikiye ayıran bir eda ile mikrofonu kullanarak yüksek sesle bize sataşmaya başladı.

Bu sataşma üzerine salonu terk ettiğimizi görünce de; biz gazetecileri salonda bulunanların sevmediği bir isim olan Tayyip Erdoğan destekçisi gazeteciler gibi lanse ederek "Alo Fatihçi mi bunlar? Kendinizi bir b.k mu zannediyorsunuz, çıkın gidip çok da şeyimdeydi" bizi cümleler kullanmaya başladı.

Tuncay Özkan'dan girip İlker Başbuğ'dan çıkarak, salondaki izleyici psikolojisini iyice coşturan Gezen, bizi Tayyip Erdoğan yanlısı gazeteciler gibi lanse ederek salondaki coşan izleyiciye bir güzel yuhalattırdı.

Elbette salonda bulunan herkes bu oyuna gelmedi...

Özellikle bizim salonu terk etmemizin hemen ardından; başka bir toplantıya yetişeceğini mazeret gösteren Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar'ın, misafir konumunda olan Müjdat Gezen'i de kırmadan hemen arkamızdan salonu terk edip diplomatik bir denge kurmasını da hayranlıkla karşıladım.

Işıklar, burada Müjdat Gezen'in yapmış olduğu çirkinlik karşısındaki tepkisini çok ince bir şekilde göstermiş oldu.

Evet o salonda bulunup adeta transa geçmiş gibi Müjdat Gezen'in her dediğini yarı algılayıp yarı algılamadan alkışlayanlar da vardı.

CHP Kadın Kolları'na mensup bir grup kadın; Gezen'in basına yaptığı hakaretler üzerine coşarak havalarda zıplamaya başladı.

Yaşları 50'yi aşmış hanımefendilerin sandalyelerinden hop oturup hop kalkarak bu derece zıplaya zıplaya alkış tutması beni güldürdü açıkçası...

Yine bizlere edilen küfürleri coşkuyla alkışlayan Hüseyin Dertop da ayrı bir vaka tabi...

 

Gelelim yeniden Müjdat Gezen'e...

1944 doğumlu olan Müjdat Gezen tam 70 yaşında...

Türkiye'de tiyatro sanatının duayenlerinden biri olarak kabul ediliyor ve 50 yılı aşkın bir süredir de tiyatro yapıyor.

Bu düzeyde bir sanatçının; Silivri'de kendini 500 kişiye alkışlattırabilmek için yukarıda anlattığım arabesk psikoloji hilelerine başvurmasını hayretlerle karşıladım.

Demek ki bu şekilde alkışlanmaya ihtiyacı varmış...

 

Velhasılkelam gelelim sonuca...

Evet kabul ediyorum ben ve arkadaşlarım o salonda bulunan 500 kişinin önünde rencide olduk.

Bizler kendimize saygı duyan insanlarız.

Elbette bu hareketin hukuksal bir karşılığı olacaktır.

Silivri'de ne zaman başımız dara düşse hemen yanımıza koşan üç avukat dostumuz var.

Av. Emrah Maşalacı, Av. Mehtap Özgenç ve Av. Şükriye Akkaya...

Pazartesi sabahı bu konu ile ilgili olarak (Müjdat Gezen'in "hakaret ve küfürlerinden" dolayı) ceza davası açılması için Cumhuriyet Başsavcılığı'na, manevi tazminat davası için de Asliye Hukuk Hakimliği'ne gerekli başvurular yapılacaktır.

Gazeteci arkadaşlarla aramızda toplandık ve dava açarak konuyu adalete havale etme kararı aldık.

Bundan sonrası artık yargıya kalmış.

Adaletin kestiği parmak acımaz...