Sevgili Okuyucularım,
Yerel basın camiası yazanın değil, yazmayanın "makbul" kabul edildiği bir camiadır…
Silivri Birleşik Esnaf ve Sanatkârlar Odası'nda başkan ve yönetim kurulu seçimleri yaklaşıyor.
Mevcut başkan Nuray Koçer’in haricinde odanın eski yönetim kurulu üyelerinden Alparslan Çalış da başkanlığa aday olacağını açıkladı.
17 Kasım 2017 günü Alparslan Çalış’ın düzenlediği basın toplantısına gittik. Toplantıda benim dışımda bir günlük yerel gazete ile beş internet haber sitesinin muhabirleri vardı.
Yani Silivri’de yayın yapan toplam altı yerel medya organıydık.
Alparslan Çalış, basın toplantısında kendisini tanıttı ve mevcut başkan hakkındaki eleştirilerini sıraladı.
Daha sonra soru cevap bölümüne geçildi.
Nuray Koçer’in, oda başkanı seçildikten sonra Silivri Çanta Çağdaşkent’te odaya ait olan dayalı döşeli bir daireyi ihalesiz olarak ve piyasa fiyatının çok altında bir bedelle sattığı iddiaları bir dönem gündemi işgal etmişti.
Çalış’a bu konuyu hatırlatarak neler düşündüğünü sordum.
Çalış da aynen; “..Nuray Koçer tarafından ihalesiz olarak satılan bir daire var daha önce basında da haber olmuştu. Biz daireyi satın alan şahsı bulduk ve kendisi ise 'ben 120 bin TL’ye aldım' ifadesini kullandı. Oysaki odanın bütçesine giren para 66 bin TL” diye konuştu.
Alparslan Çalış, Nuray Koçer hakkında yine toplantıda bulunan bütün gazetecilerin önünde bir başka iddiada daha bulundu.
Çalış, Koçer’in; geçtiğimiz yıllarda Ali Tabakoğlu’nun başkanlığı sırasında birlikte yönetim kurulu üyeliği yaptıkları dönemde; yeni oda binası için ihale yaptıkları sırada Koçer’in cebinden bir zarf çıkartarak “bu da bizim teklifimiz olsun” demek suretiyle tanıdığı bir firmayı ihaleye sokmaya kalktığını söyledi.
Bunlar çok önemli iddialardı…
Aynı gün gerek supersilivri.com gerekse diğer internet haber siteleri Çalış’ın basın toplantısını haber haline getirmişti.
Ancak, Nuray Koçer ile ilgili olarak söylediklerini supersilivri.com haricinde hiçbir internet haber sitesi yayımlamadı.
O kısımlar otosansüre uğramıştı.
Ertesi gün Hürhaber Gazetesi de o bölümleri yayımlamadı…
Sevgili okuyucularıım,
İşte bu örnekten de görüleceği gibi yerel basında doğruları yazmak değil yazmamak marifet haline gelmiştir.
Ve marifet iltifata tabidir sözünü doğrularcasına “yazmayanlara” iltifat edilir.
Yerel siyasetçilerin gözünde onlar “efendi” çocuklardır…
Ben ise kim ne derse desin "gerçek gazeteci"yim...