Dünya edebiyatında “Dragon lady” diye geçer…
Hafta sonları siyasetten uzaklaşarak daha aktüel ve mizahi konularda yazı yazmak çok hoşuma gidiyor.
Şimdi yine biraz Silivri dışına çıkarak dağdan, tepeden, mizahi veya trajikomik olaylardan bahsedelim.
Tarihte iki ayrı “Korkunç Yenge” vakası var.
Biri dünya çapında diğeri ise Türkiye’de…
Hıncal Uluç’un 07 Mayıs 2011 tarihinde Sabah gazetesinde yazmış olduğu yazısından alıntı yaparsak:
“1960'lı yılların başlarında…Vietnam'ın korkunç diktatörü Diem'in karısı yoktu. Bu yüzden kardeşinin karısı Bayan Nhu, kendisini First Lady ilan etmişti. Korkunçlukta, Diem'den aşağı kalır yanı yoktu.. "Korkunç Yenge" de burdan geldi. Diem, bir darbe ile devrildikten sonra ortalardan kayboldu. Geçen hafta bir Amerikan gazetesinde tek sütun bir haber okudum. 87 yaşında ölmüş…”
Şimdi gelelim Türkiye’deki Korkunç Yenge vakasına…
1980’li yıllar…
Turgut Özal başbakan…
Türkiye’nin Prag Konsolosu Bilge Erol, Semra Özal ile bir tartışma yaşıyor.
Sonrası aman Allah’ım…
Konsolos Erol, gazetelere beyanatlar vererek Semra Hanım’ı yerin dibine sokuyor…
Dönemin İstanbul medyası, Bilge Erol’a “Korkunç Yenge” lakabını takıyor.
O yıllarda hakkında kitaplar bile yazılıyor…
“Korkunç Yenge” tanımlaması o günden sonra kültürümüze yerleşiyor.