İsmail Dümbüllü, İstanbul’da "Direklerarası" denilen mekânda yıllarca tiyatro oynamış bir tulûat sanatçısıdır. Geleneksel Türk tiyatrosunun ilk akla gelen isimlerinden biridir. Tiyatroda ustalığın simgesi olan ve “Dümbüllü’nin kavuğu” olarak anılan kavu

İsmail Dümbüllü, İstanbul’da "Direklerarası" denilen mekânda yıllarca tiyatro oynamış bir tulûat sanatçısıdır.

Geleneksel Türk tiyatrosunun ilk akla gelen isimlerinden biridir.

Tiyatroda ustalığın simgesi olan ve “Dümbüllü’nin kavuğu” olarak anılan kavuğu Kel Hasan’dan devralmış ve ölmeden önce Münir Özkul’a devretmiştir.

İsmail Dümbüllü’nün başarıyla canlandırdığı tiplemeler arasında İlk akla gelenler Nasreddin Hoca ve İbiş’tir…

 

Allah gani gani rahmet eylesin, kabrine nurlar yağdırsın, eğer İsmail Dümbüllü bugün hayatta olsaydı, o meşhur kavuğunu Münir Özkul yerine kesinlikle İYGAD Başkanı Ali Tarakçı’ya takardı.

Neden mi?

Çünkü hayatımda gördüğüm en iyi rol yapan ve oynayan insan Ali Tarakçı’dır…

 

Esenyurt ve Büyükçekmece tarafındaki gazetecilerin Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar’a çok kızdığını artık bilmeyen kalmadı.

Bu arkadaşlar, Işıklar’a, kendilerine ilan vermediği için kızıyor.

Özcan Başkan, aldığı kararın arkasında duruyor ve “Ben Silivri’nin belediye başkanıyım. Silivri’deki gazetelere ilan veriyorum. Ancak Esenyurt’un, Küçükçekmece’nin ve Büyükçekmece’nin belediye başkanı değilim. Oradaki gazetelere niçin ilan vereyim. Silivri’nin bütçesinin Esenyurt’ya ne işi var” diyor.

Ancak bol keseden para dağıtan AKP’li belediye başkanlarına alışan arkadaşlar da bu karardan rahatsız oluyor ve Işıklar’a kızmaya devam ediyor.

Büyük çoğunluğu Esenyurt tarafındaki gazetecilerden oluşan İstanbul Yerel Gazeteciler Derneği (İYGAD) bu nedenle Özcan Işıklar’a yapmadığı baskıyı bırakmıyor.

İYGAD Başkanı Ali Tarakçı bu baskıyı yaparken, kurnaz ve politik davranarak sorunun ilan yani para olduğunu asla belli etmiyor. Hatta “bu bir ilan verilme sorunu değildir. Özcan Işıklar, gazetecilere kriter koymaya kalktı. Biz meslek onuru adına mücadele veriyoruz” (yersen) diye konuşuyor.

Bana göre rol kesiyor…

Tıpkı, adaylık niyetini saklamak için “aday değilim” diyen kasaba politikacıları gibi…

 

Şimdi de İYGAD olarak aralarında karar almışlar. Esenyurt ve çevresinde faaliyet gösteren gazeteciler 5 Eylül’de Silivri’ye gelerek Silivri Belediyesi’nin kapısına siyah çelenk bırakacaklarmış.

Çok yerinde bir karar olmuş. Erzurum’daki, Ardahan’daki ve hatta Ağrı Eleşkirt’teki yerel gazetecileri de getirsinler gelirken.

Onlar da Özcan Işıklar’dan reklam ve ilan istesin…

Nasılsa Silivri Belediyesi’nin parası deniz, yemeyen keriz…

 

Siyah çelenk koyacaklarmış…

Buyurun buradan yakın…

Niçin 5 Eylül’de?..

Niçin hemen değil de neredeyse bir ay sonra?..

Benim bildiğim herhangi bir sebeple bir kurum protesto edilecekse; oturulur, konuşulur, karar alınır ve ertesi gün de uygulanır.

Bak üç gün sonra geliyorum siyah çelenk koymaya…

Bir hafta sonra geliyorum…

Şekerim 10 gün sonra geliyorum…,

Ayol geliyorum ha…

Vallahi geliyorum…

Billahi geliyorum…

Nonoşum geliyorum diyerek protesto gösterisi yapılmaz.

 

Bu işleri böyle kıvıra kıvıra, cıllığını çıkarta çıkarta yaparsan insanların aklına başka soru işaretleri gelir…

Eğer ki protesto etmek istiyorsan; kıvırmadan, dans etmeden gelirsin, Esenyurtlu gazetecilerle birlikte protestonu yapar, tıpış tıpış dönersin…

Biz de Silivri’nin parasını sağa sola savurmayan Başkan’ı tebrik eder, “iyi yaptın Başkan” deriz