Yogi traş oldu...

Silivri sahiline giderken caminin hemen yanındaki sokak diye tarif edeceğim ama başka sokaklarla karışabilir. En iyisi Şampiyon Kokoreç’in olduğu sokak diye tarif edelim. İşte o sokakta çok güzel uzun tüylü bir köpek var. Kuçu kuçu diye seslendiğiniz zam

Silivri sahiline giderken caminin hemen yanındaki sokak diye tarif edeceğim ama başka sokaklarla karışabilir. En iyisi Şampiyon Kokoreç’in olduğu sokak diye tarif edelim.

İşte o sokakta çok güzel uzun tüylü bir köpek var. Kuçu kuçu diye seslendiğiniz zaman hemen yanınıza geliyor ve kendini yerlere atıp her türlü maskaralığı yapıyor. Ancak o kadar uzun tüyleri var ki tüylerinin ağırlığından dolayı zor yürüdüğünü fark ediyorsunuz.

2012 kışında İBB tarafından gece yarısı kamyonla getirilip bırakılan köpeklerden birisi Yogi…

Çocukluğumda izlediğim bir çizgi film karakteri olan Ayı Yogi’ye benzettiğim için o köpeğe Yogi adını koydum.

Kendisine aynı sokakta yemek veren esnaf arkadaşlar var. Belki onlar başka bir isimle çağırıyor da olabilir. Ama ben bu yazıda kendisinden “Yogi” diye bahsedeceğim…

Aslında daha geçen yaz dikkatimi çekmişti. Allah'ın cehennem sıcağında o kadar uzun tüyleriyle kim bilir ne kadar eziyet çekiyordu…

Önceki gün aynı noktada yine Yogi’yle karşılaştık…

Hava o kadar sıcaktı ki, bir an önce işimi bitirip ofise geçsem diye bakıyordum. Yogi de bir köşeye yatmış ve o upuzun tüylerin altında, dili de bir karış dışarıda resmen eziyet çekiyordu.

Önce telefonla fotoğrafını çektim ve hemen arkasından sevgili arkadaşımız Silivri Belediyesi Veteriner Müdürü Burçin Sarısaltıkoğlu’nu aradım. Yogi’nin yaşadığı eziyeti anlattıktan sonra fotoğrafı da kendisine gönderdim. Burçin de sağolsun hemen ekip gönderip aldıracağını ve önce muayene ettikten sonra tüylerini traş edip aldıkları yere geri bırakacaklarını söyledi.

Aradan 2 gün geçti ve az önce yine Şampiyon Kokoreç’in önünden geçerken Yogi gelerek sanki teşekkür eder gibi bacaklarıma sürtündü.

Tüyleri kesilmiş, adeta yolunmuş kaz gibi olmuş…

Yogi’yi o halde görünce gülerek yeniden fotoğrafını çektim.

Belki komik olmuştu ama kesinlikle rahatladığı ve halinden çok memnun olduğu da belliydi.

Burçin Sarısaltıkoğlu ile daha önce de yaralı olarak bulduğumuz bazı kedi ve köpeklerle ilgili görüşmelerimiz olmuştu.

Kendisini bir Pazar günü sabahın köründe bile telefonla arayıp rahatsız ettiğimi hatırlıyorum.

Burçin kibar bir insan olduğu için kızmamıştı ama çocukluk arkadaşım olan eşi Emre’den fırçayı yemiştim…

Yani sonuç olarak bu yazıyı Silivri Belediyesi Veteriner Müdürlüğü’nün sokak hayvanları konusundaki duyarlılığını vurgulamak için yazıyorum.

Sevgili arkadaşımız Burçin Sarısaltıkoğlu’na da bu vesile ile bir kez daha teşekkür ediyorum.

 

ÖNEMLİ NOT: Yogi, aşıları yapılmış ve veteriner kontrolünde evcil bir hayvandır ve kimseye zararı yoktur.