Yalancının mumu yatsıya kadar yanar

 
Yalan söylemek, dahası yalan söylemeyi alışkanlık haline getirmek kötü bir özelliktir.

Hele ki belirli makamlara gelmiş kişilerin yalan söylemeleri ve bu yalanın ortaya çıkması o kişileri güç durumda bırakır.
 
Özcan Işıklar’ı yakından tanıyanlar, daha belediye başkanı olmadan öncesinden itibaren çok sık yalan söylediğini iddia ederler.

Herhangi bir olay karşısında hemen “...efendim şöyle oldu da böyle oldu da...” diyerek söylediği konuların bir süre sonra gerçek olmadığının ortaya çıktığı, ancak kendisinin de bu durum karşısında sanki hiçbir şey olmamış gibi yalan söylemeye devam ettiğini anlatır eski arkadaşları.


Şimdi size Işıklar’ın daha geçtiğimiz aylarda ortaya çıkan bir yalanından bahsetmek istiyor ve bu yalanın belgelerini de yazımın hemen altında yayımlıyorum.
 
Ünlü tiyatro sanatçısı Müjdat Gezen, 21 Şubat 2014 Cuma günü Silivri’ye gelerek o zamanki adıyla Silivri Belediyesi Fuaye Salonu’nda bir söyleşi programına katıldı.

O program sırasında, Müjdat Gezen’in biz Silivrili gazeteciler için kullandığı bazı cümlelerden rahatsız olarak salonu terk ettik ve savcılığa başvurarak şikâyetçi olduk.

Şikâyetimiz üzerine kendisi hakkında Silivri 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı.

İşte bu olayın soruşturması sırasında, savcılık tarafından Silivri Belediyesi’ne yazı yazılarak belediye kameramanı tarafından çekilen görüntülerin gönderilmesi istenildi.

Silivri Belediyesi de söz konusu görüntüleri hemen savcılığa gönderdi.

Yargılama sırasında bizim iddialarımızın tamamı hem tanık ifadeleri hem de bu görüntüler sayesinde ispatlandı.

Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar, bu gelişmelerden sonra sanatçı Müjdat Gezen’e 17.12.2014 tarihinde “Sevgili Müjdat Ağabey” diye başlayan bir mektup gönderdi.

Bu mektup, Müjdat Gezen’in avukatı tarafından dava dosyasına sunulduğu ve mahkemede okunarak aleniyet kazandığı için burada da yayımlamakta bir sakınca görmüyorum.

Özcan Işıklar, Müjdat Gezen’e hitaben yazdığı mektupta; kısaca sanatçıyı hukuken güç durumda bırakan görüntü kaydının “...belediye personeli tarafından kendisinden habersiz olarak savcılığa gönderildiğini ve bilgisi olsaydı mutlaka müdahale edeceğini...” belirtiyor.

Evet, aynen bu şekilde Işıklar, “...bilgim olsaydı mutlaka müdahale edeceğimi bilmenizi istediğim program kaydı ile ilgili samimi duygularımla özrümü ve üzüntümü...” cümlesini kullanıyor.

Ben de hemen “belgeler yalan söylemez” diyerek Silivri Belediyesi tarafından Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazılan 07.04.2014 tarih ve 85786428-622.03-67702 sayılı resmi yazıya bakıyorum.

Bu yazıda aynen “İlgili yazınıza istinaden 21 Şubat 2014 Cuma günü Silivri Belediyesi Fuaye Salonu’nda gerçekleşen “Müjdat Gezen” söyleşi programında yaşanan hakaret dolayısıyla, Cumhuriyet Başsavcılığı’nca müşteki Cem Güner’in müracaatı doğrultusunda hakaret iddiasına ilişkin yürütülen soruşturmada belediyemizin söyleşi programında kamera çekimi yapılmış olup ekte 2 adet CD sunulmuştur. Bilgilerinize arz ederim.” deniliyor.

Ve yazının altında Özcan Işıklar’ın kapı gibi elektronik imzası var...

CD'nin savcılığa gönderilmesi için bizzat talimat vermiş ve altını da takır takır imzalamış...

Hani haberi yoktu?

Hani haberi olsaydı müdahale edecekti?

Aklı sıra Müjdat Gezen'i kandıracak....

 
Sevgili Silivrililer,

Silivri daha hala küçük bir kasaba özelliklerini muhafaza ediyor.

İnsanlar birbirlerinin geçmişini, cemâziyeevvelini ve cibilliyetini biliyor.

Özcan Işıklar, yıllardan bu yana yakın çevresinde çok fazla yalan söylemesiyle tanınır.

Atalarımız “yalancının mumu yatsıya kadar yanar” diye boşuna dememiş.

İşte buradaki yalanın da kapı gibi belgesi ortaya çıktı.

İnsanlar, eskilerin şehr-i emin diye tabir ettiği belediye başkanlarına inanmak istiyor.

İnsanlar belediye başkanlarına güvenmek istiyor.

İnsanlar belediye başkanlarının kendilerine doğruları söylemesini istiyor.

Ne diyelim; Allah ıslah etsin...