Utanma oğlum, utanma
Utandıkça rahat yaşayamazsın…
Yukarıdaki sözlerin yazarı olan Neyzen Tevfik; hem Osmanlı, hem de Cumhuriyet’in ilk yılları şairlerindendir.
Hayatının büyük bir bölümü İstanbul’da çeşitli hanlarda geçmiştir. Halk arasında Mazhar Osman olarak da bilinen Bakırköy Akıl Hastanesi’nde bir süre tedavi görmüştür.
Utanma kavramı önemlidir…
Herkeste bulunmaz…
Yüce Allah bazı insanlara fazlasıyla verir ancak bazılarından esirger…
Silivri’de üç küçük çocuğumuz var.
İkisi DMD biri de SMA hastası.
Bu çocuklar tedavi görüyor.
İhtiyaç duydukları ilaç çok pahalı olduğu için İstanbul Valiliği onayıyla resmi yardım kampanyası başlatıldı.
Aileleri evlatlarının sağlığına kavuşabilmesi için gecelerini gündüzlerine katarak insan üzerinde bir gayretle çırpınıyor.
Bizler yerel basın olarak elimizden geleni yapıyoruz.
Silivri’de yaşayan herkes az çok demeden bir şekilde katkı sağlıyor.
Berat Özdemir’in kampanyası neredeyse tamamlanmak üzere…
Şimdi size “utanma” kavramını sorgulayacağınız bir olay anlatmak istiyorum.
Bu çocuklardan birinin ailesi geçtiğimiz yıl kısa adı SİAD olan Silivri Sanayici ve İş Adamları Derneği Başkanı Hakan Kocabaş’a giderek kampanya için destek talebinde bulunmuştu. Kocabaş da “siz bir başlayın, kampanya ilerlesin, eksiğinizi görelim biz de elimizden geleni yaparız” cevabını vermişti.
Kampanya ilerledi ve gerekli olan tedavi giderinin yüzde 76’sı toplandı. Geriye yüzde 24 kaldı.
Aile yine Kocabaş’a gitti…
Ve Kocabaş ne yapıyor biliyor musunuz?
Ellerine fabrika işçilerinden yardım parası toplanması için tavsiye mektubu veriyor.
Milyon dolarlık ciroları olan patronlar izin verecek ve fabrikalarında çalışan asgari ücretli işçilere zarf dağıtılarak para istenecek.
Patronlar vermeyecek, işçiler verecek…
Ne demişti Neyzen Tevfik:
Utanma oğlum, utanma
Utandıkça rahat yaşayamazsın…