Bir dedikodu var Silivri'de aldı başını gidiyor...
AK Parti Silivri Belediye Başkan Adayı Tahir Sert eğer seçimi kazanırsa yakın çalışma ekibini Beylikdüzü'nden ve İstanbul'dan getirecekmiş diye...
Şimdi bu yazımda; şu günlerde yaşanan bazı gelişmeleri sizlere anlatmak istiyorum.
Yazıyı okuduktan sonra bu dedikodunun gerçek olup olmayacağına siz karar vereceksiniz...
Tahir Sert'in (ve tabi ki kendisine akıl veren akl-ı evvellerin) yaptığı en büyük stratejik hatanın; Silivri'yi tanımayan, Silivri'deki gazetecileri tanımayan, Silivri'deki siyaset sistemini bilmeyen bir "profesyonel" (!) ajansı İstanbul'dan buraya getirip, Silivri basını ile ilişkilerini onlara emanet etmesi olduğunu düşünüyorum.
Geçtiğimiz günlerde AK Parti'nin Çanta'da bir halk toplantısı gerçekleşti.
Bu toplantı sırasında Silivri'yi tanımayan profesyonel (!) ajans kameramanı, gazeteci arkadaşımız Engin Akın'ı saygısız bir şekilde eliyle itiyor. Engin de adamın suratına (ellerine sağlık) yumruğu yapıştırıyor.
Yine aynı profesyonel (!) ajansın kameramanı, aynı toplantıda, AK Parti Silivri İlçe Teşkilatı'ndan bir arkadaşa "Tahir Sert'i çekmeye çalışıyorum tam çekeceğim sırada bir kadın var devamlı önüne geçiyor. En sonunda gidip tersleyeceğim kadını" diyor.
Arkadaş da "o kadını" kendisine göstermesini istiyor.
Tahir Sert'in "profesyonel" (!) ajans kameramanı terslemek istediği "o kadını" gösteriyor.
"O kadın" kim biliyor musunuz?
İlçe Başkanı Dilek Demiral...
Tahir Sert'in dünya kadar para sayarak İstanbul'dan getirdiği "profesyonel" ajansın kameramanı daha çalıştığı parti teşkilatının ilçe başkanını tanımıyor...
Bu kadar mı?
Hayır değil, daha devamı var...
Dünya kadar para ödenerek İstanbul'dan getirilen bu "profesyonel" (!) insanlar düşünüp taşınıp Silivri'deki gazetecilerle tanışmaya karar vermiş.
Bir kahvaltı organize edip bizleri "ayaklarına" çağırarak tanışacaklarmış...
Başlamışlar tek tek aramaya...
Ancak aradıkları arkadaşların büyük çoğunluğu bunların ayaklarına gitmeyi kabul etmedi.
Arkadaşlarımız, "hepimizin ofisleri var, tanışmak istiyorsanız bir zahmet siz gelin" cevabını verdi...
Ancak hangi "profesyonele" (!) aratmışlarsa; telefonun ucundaki bu cevabı alan o "profesyonel" (!) görevli; ukala ve dangalak bir ses tonuyla Silivri'deki bir gazeteci arkadaşımıza güldükten sonra telefonu kapatmış...
Bu kadar mı?
Tabi ki hayır...
Bu İstanbul'dan getirilen "çok profesyonel" (!) ajans, Tahir Sert'in çalışma programıyla ilgili olarak Silivrili Gazetecilere mesaj gönderiyor; mesaj metninde "AK Parti" yerine "AKP" yazılıyor.
Sonra bizim bir arkadaşımız facebook'ta konu ile dalga geçince apar topar ikinci bir mesaj gönderip durumu düzeltmeye çalışıyorlar.
Çok profesyoneller ya...
Sevgili Okuyucularım,
Aslında Tahir Sert'i severim...
Ancak bir türlü sebebini anlayamadığım garip uygulamaları vardır.
Seçim dönemlerinde her partinin ve her adayın bir seçim bütçesi olur.
Bu bütçenin bir bölümü basın için ayrılır.
Sakın kimse yanlış anlamaya kalkmasın. Basın için ayrılan bütçe avanta falan değildir. Adayın tanıtımı için ilan-reklam verilir.
Bu ilan ve reklamlar biz gazeteciler için çok önemlidir.
Bu ilan ve reklamlardan kazandığımız paralarla geçimimizi sağlarız.
Bizimle birlikte çalışan ekip arkadaşlarımıza maaş veririz.
Ancak görüldüğü üzere Tahir Sert, Silivri basını için ayırdığı paranın yarısından fazlasını kalkıp bu İstanbul'dan getirdiği ajansa veriyor.
Ajansın görevi ne?
Biz Silivrili Gazetecilerin, Tahir Sert ile ilişkisini düzenleyecekmiş...
Yani...
Tereciye tere satacakmış...
Kusura bakma Tahir Bey ama biz hiç birimiz salak da değiliz, enayi de değiliz...
Sen daha işin başında Silivrili Gazetecileri "salak ve enayi" yerine koymaya kalkarsan; maazâllah hani olur da seçimi kazanırsan bir daha yüzümüze bakmazsın herhalde.
Kaldı ki Tahir Sert'in verdiği sözleri tutmadığı, ancak başı sıkıştığı zamanlar Silivrili Gazetecilerle "canım kardeşim" diyerek ilişki kurmaya çalıştığı da yıllardır çok iyi bilinen bir gerçektir.
Sevgili Tahir Sert,
Sana bir dost tavsiyesi...
Çok ciddi strateji hataları yapıyorsun.
Benden söylemesi...