Sayın Mücahit Yentür'ün dikkatine...

Sayın İl Müdürü, Silivri'de haksızlık var...

Sayın Mücahit Yentür

İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü

Silivri Selimpaşa İlkokulu’nda 27 Şubat 2026 Cuma günü iddiaya göre; nöbetçi öğretmen Hülya Çora tarafından 9-10 yaşındaki ilkokul 4. sınıf öğrencisi (4-A sınıfı) 16 erkek çocuk “ceza” (!) adı altında üç teneffüs üst üste paltosuz/montsuz bir şekilde okulun bahçesine çıkartarak soğukta bekletiliyor. Yine “ceza” (!) kapsamında ders zili çalana kadar çocukların binaya ve sınıflara girmelerine izin verilmiyor. Tuvalete gitmelerine izin verilmiyor. Karınları acıkıyor; yemek yemelerine izin verilmiyor. Susuyorlar; su içmelerine izin verilmiyor. Soğukta paltosuz/montsuz bir şekilde bekletiliyorlar.

İlk teneffüsün ardından bir sonraki teneffüste yine aynı işkence ve kötü muamele devam ediyor. Öğrenciler bunun üzerine “hak-hukuk-adalet” şeklinde slogan atıyor. Öğretmen Hülya Çora bu slogana kızarak üçüncü teneffüste de aynı “cezayı” (!) veriyor. Üç teneffüs üst üste bu işkence ve kötü muamele yapılıyor. Ayrıca “hak, hukuk, adalet” sloganına eşlik eden aynı sınıf öğrencisi üç ayrı kız çocuğuna da yine öğretmen Hülya Çora tarafından “sizin ağzınıza s…..m” şeklinde tehdit ve hakaret ediliyor.

Öğrenci velileri tarafından CİMER üzerinden şikayet dilekçesi veriliyor. Silivri İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü bu başvuru üzerine soruşturma açmak yerine idare-i maslahat yoluna giderek okul müdürlüğünden bilgi istemekle yetiniyor.

Selimpaşa İlkokulu Müdürü Bahar Yavaş, öğrenci velilerini odasına çağırarak “niçin basına haber verdiniz diye çıkışıyor. Ancak veliler, Yavaş’a “bize hesap soracağınıza önce sizin hesap vermeniz gerekiyor. Çocuklarımıza niçin kötü muamele yapıldı” şeklinde cevap veriyor.

Olayın üzerinden bir aya yakın zaman geçti. Halen çocukların ifadeleri alınmadı. Deliller tarafsız bir şekilde toplanmadı. “Olaydan sonra” okulun değişlik yerlerine “yeni” güvenlik kameraları takıldı.

Buradan soruyorum; önceki kameralar nereye gitti?

Silivri İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne konuyla ilgili soru yönelttiğim zaman “suç unsuruna rastlanmadığı” cevabı ile karşılaşıyorum.

Siz de şunu çok iyi bilirsiniz ki; öğrencilere haksızlık yaptığı iddiası ile öğretmenler hakkında açılan idari inceleme ve soruşturmalarda öğrencilerin yönlendirilmesi çok kolaydır. Bu nedenle istenildikten sonra inceleme/soruşturma usulü açısından çok fazla hile yöntemi mevcuttur.

Şimdi soruyorum:

Bu iddialar: “işkence ve kötü muamele” kapsamında değil midir?

Böylesine ciddi bir şikayet karşısında soruşturma başlatılarak tarafsız muhakkik görevlendirmesi yapılması gerekirken, idare-i maslahat yoluna gidilerek “okul müdürlüğünden bilgi istenilmekleyetinilmesi sizce olayın öğretmen lehine örtbas edilmesi şüphesini oluşturmuyor mu?

Olay niçin kapatılmak isteniyor?

Öğretmen ısrarla niçin korunmak isteniyor?

Ben, Silivri’de görev yapan bir gazeteci olarak olayın peşini bırakmayacağım…