Müfteri !..

 
Ben onu bunu bilmem arkadaş.

Belediye başkanı dediğin özü ve sözü doğru olmalı.

Güvenilir olmalı...

Her sıkıştığında kolaylıkla yalan söyleyen, ağzından çıkan on sözden dokuzu yalan olan bir insanı yaşadığım şehirde belediye başkanı olarak görmek istemem.
 

Geçtiğimiz hafta içerisinde Silivri 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde bir dava görüldü.

Davacı eski Belediye Başkanı Selami Değirmenci, Davalı da şimdiki Belediye Başkanı Özcan Işıklar.

Dava konusu tazminat...

Olayın hikâyesi de aynen şöyle:

Özcan Işıklar, Silivri’deki bir gazeteci arkadaşımıza gece yarısı telefonla beyanat veriyor.

Bu beyanatta eski Belediye Başkanı Selami Değirmenci’nin, 2014 seçimlerinin propaganda çalışmaları sırasında CHP aleyhinde çalışması için AK Parti adayı Tahir Sert’ten 450 bin TL rüşvet aldığını iddia ediyor.

Evet, Değirmenci’nin 450 bin TL rüşvet aldığını iddia ediyor.
 

Sevgili Silivrililer,

Bu çok ciddi bir iddia...

Selami Değirmenci de o beyanattan iki gün kadar sonra yapılan bir salon toplantısında kürsüye gelerek Özcan Işıklar’ın iftiracı ve yalancı olduğunu; dahası elinde Işıklar ve ekibinin bazı yolsuzlukları ile ilgili bilgiler bulunduğunu ve bunları 7 Haziran seçimlerinden hemen sonra kamuoyuna açıklayacağını söylüyor. (Kendine güvenip de açıklayamadı o ayrı mesele)

Değirmenci daha sonra avukatı aracılığıyla mahkemeye başvurarak; Işıklar’ın kendisine iftira attığını, bu iddiasını ispatlaması gerektiğini, aksi halde kendisine tazminat ödemeye mahkum edilmesini talep ediyor.

Yargı süreci bir yıl kadar devam ediyor...

Işıklar bu 450 Bin TL'lik rüşvet iddiasını ispatlayamıyor ve davayı kaybediyor.

Silivri 1. Asliye Hukuk Mahkemesi, Özcan Işıklar’ı, Selami Değirmenci’ye 8 bin TL manevi tazminat ödemeye mahkûm ediyor.
 

Sevgili okuyucularım,

Özcan Işıklar’ı belediye başkanı olarak görev yaptığı yedi yıl boyunca yeterince tanıdık.

Yalan söyler...

Verdiği sözleri tutmaz...

Adam satar...

Sizinle işi bitti mi telefonlarınıza bile çıkmaz...

İftira atar...

Bir de üstüne üstlük yargılanır ve suçlu bulunarak mahkûm olur.

Hizmet yapmaz.

Zevk-ü sefâ içerisinde Bulgaristan kumarhanelerinde gezer...

Ama yeter be kardeşim...

Silivri daha iyilerine layık değil mi?

Yeter yahu...

Yalandan ve iftiradan mahkûm olmak; belediye başkanı için “utanılacak” bir durumdur.

Ama görecekseniz bakın; Işıklar yine hiçbir şey olmamış gibi alacak eline mikrofonu ve “aydınlık yarınlara yelken açacağıııııııııızzzzzz, inovasyooooooonn” diye masal anlatmaya devam edecek.

Meşhur arkadaşı, her taşın altından çıkan Ömer ile 3M diye adlandırılan Meral, Mervegül ve Melis; aydınlık yarınlara çoktan yelken açtı da Silivri halkı bir türlü hiçbir şeye yelken melken açamadı...
 

Evet...

Özcan Işıklar yargılandı ve yalandan-iftiradan mahkûm oldu.

Tekrar söylüyorum:

Altını çizerek söylüyorum:

Ben onu bunu bilmem arkadaş.

Belediye başkanı dediğin özü ve sözü doğru olmalı.

Her sıkıştığında kolaylıkla yalan söyleyen, ağzından çıkan on sözden dokuzu yalan olan bir insanı yaşadığım şehirde belediye başkanı olarak görmek istemiyorum.

İstemiyorum...

İnsanlar “aman AKP gelmesin” korkusuyla Işıklar’a oy verdi.

Belediye başkanı oldu...

Ama görünen o ki; eskilerin tabiri ile “şehr-i emin” yani şehrin emin (güvenilir) kişisi olamadı.

Nokta...