banner477

banner476

banner483

Mümün Koçoğlu: Kimseye mavi boncuk dağıtmadım…

CHP Belediye Başkan Aday Adayı Mümün Koçoğlu, supersilivri.com Genel Yayın Yönetmeni Cem Güner’in sorularını cevapladı.

Siyaset 23.12.2018, 16:17 23.12.2018, 19:38 Cem Güner
Mümün Koçoğlu: Kimseye mavi boncuk dağıtmadım…
banner490

Cumhuriyet Halk Partisi Silivri İlçe Örgütü’nde “sakin güç” olarak tanımlanacak birisi varsa o da Mümün Koçoğlu’dur. Şimdiye kadar reklamı fazla yapılmamış ve “marka isim” haline gelmediği için de “tanınmıyor” eleştirilerine maruz kalan Mümün Koçoğlu ile aday adaylığı sürecinde bir röportaj yaptık.

MÜMÜN KOÇOĞLU KİMDİR

23.01.1979 Silivri Selimpaşa doğumlu. İlk, orta ve lise öğrenimini Selimpaşa’da tamamladı. 1996 yılında İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’ne girmeye hak kazandı. 2000 yılında mezun oldu. Hemen arkasından askerlik görevini yerine getirdi. Daha sonra İngiltere’ye giderek başta dil olmak üzere uluslararası ticaret ve yöneticilik konularında eğitim aldı. 2005 Nisan ayında Fırat Plastik ve Kauçuk Sanayi’nde (Fıratpen) İhracat Bölge Müdürü olarak çalışmaya başladı. 2008 yılında kendi isteğiyle ayrıldı. 2011 yılında mali müşavir ünvanını elde etti. Halen hem mali müşavir olarak hizmet veriyor hem de ailesinin ticari işleriyle ilgileniyor. 2009 yılında Silivri Belediye Meclis Üyesi aday adayı olarak siyasete başladı. 2010 yılında Selami Değirmenci’nin ilçe başkanlığında CHP Silivri ilçe yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. 2012 yılında ilçe bakanlığına aday oldu. 2014 yılında yapılan temayül yoklamasında liste başı olarak Silivri Belediye Meclis Üyesi Adayı; devamında İBB ve Silivri Belediye Meclis Üyesi seçildi. Evli ve iki kız çocuk babası.

SORULAR ve KOÇOĞLU'NUN CEVAPLARI:

CEM GÜNER: CHP’li İstanbul Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi ve aynı zamanda Silivri Belediye Meclis Üyesi olmanız dolayısıyla soruyorum; İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Silivri’ye bakışı size göre nasıl?

MÜMÜN KOÇOĞLU: Her kesimde ve her yerde siyaset yapılıyor. Ben açıkçası çok olumlu baktıklarını düşünmüyorum. Tabi bir takım konularda yardımcı oluyorlar ama sonuçta orada iktidar olan karşı bir parti var AK Parti. Çoğunluk onlarda her noktada. Dolayısıyla oybirliğiyle olmasa bile istedikleri her türlü kararı oy çokluğuyla belediye meclisinden geçirebiliyorlar. Koca bir İstanbul, Türkiye’nin en büyük meclisi. Bir çok Avrupa ülkesinden daha büyük bir nüfusa sahip. Bütçesi ve imkanları birçok Avrupa ülkesinden fazla. Ama dediğim gibi en nihayetinde siyaset yapılıyor. Uygun olduğu yerler de var olmadığı yerler de var. Belki biraz siyasi konuşuyoruz ama bizim partimiz olsaydı Silivri açısından imkânlar son derece farklı olurdu. Hizmet alma noktasında evet bir takım sıkıntılarımız var. Koordinasyon konusunda bir takım sıkıntılarımız var. Seçimler de yaklaşıyor. Herkes bir yarışa girmiş. Herkes bir başarı elde etmek istiyor. O nedenle siyasi bir takım problemler yaşanıyor. 

Zaten 5393 Sayılı Yasa neredeyse her şeyin yetkisini zaten belediye başkanına veriyor. Meclis üyeleri ise sadece meclis toplantıları olacağı zaman işin içerisine giriyor. Tabi ki parti grup toplantılarında bir takım tartışmalar oluyordu. Ama kol kırılır yen içinde kalır. Bunlar aile içi tartışmalardır.

CEM GÜNER: Belediye meclis üyesi seçildikten sonra uzunca bir süre Özcan Işıklar’a parti içerisinde muhalefet edenler arasında adınız geçiyordu. Bunun sebepleri nelerdi?

MÜMÜN KOÇOĞLU:  Açıkçası aklımıza yatmayan birçok konuda fikrimizi söylüyoruz. Buna hemen muhalefet demeyelim. Belediyenin hiçbir imkânı bizim şahsımızın imkânı değil aslında. Toplum bizi oraya kendisini temsilen gönderdi. Görevimizi şu an için icra etmeye çalışıyoruz ama üç ay sonra bitecek. Belki başka arkadaşlar gelecek ve emaneti teslim alacaklar. Buna muhalefet demeyelim ama evet gördüğümüz eksiklikleri kendimize göre söylüyoruz. Bizim dönemimizde mecliste çok büyük bir satış kararı geçmedi. Sadece parselizasyon düzenlemeleriyle alakalı kararlar geçiyordu. En büyük karşı çıkmamız orada olmuştu. Onun haricinde zaten 5393 Sayılı Yasa neredeyse her şeyin yetkisini zaten belediye başkanına veriyor. Meclis üyeleri ise sadece meclis toplantıları olacağı zaman işin içerisine giriyor. Tabi ki parti grup toplantılarında bir takım tartışmalar oluyordu. Ama kol kırılır yen içinde kalır. Bunlar aile içi tartışmalardır. Ama dediğim gibi sonuçta herkes bir emaneti taşıyor ve meclis üyeleri de bu emaneti idare etmeye çalışıyor. Belediye başkanı da aynı şekilde aldığı emanetin gereklerini yerine getirmeye çalışıyor. Bu süreçte sadece biz değil, mecliste bulunan tüm arkadaşlarımız yeri geldiği zaman eksiklikleri söylüyordu. Sadece bunun bize mal edilmesi de; kamuoyunun bizim 2014’te girişimizle alakalı “ya işte bunlar hep muhalefet ediyor” gibi düşünmesinden kaynaklanıyor zannediyorum. Ama bu süreçte öyle çok büyük sıkıntılar da yaşamadık.

Gençlerin çok farklı bakış açıları var. Bu bakış açılarıyla işlerin daha iyi bir noktaya geleceğini ispatlamak istiyorum. Yoksa hiç kimseye burada “sen bu işi yapamıyorsun” demek için buraya aday olarak çıkmadık.

CEM GÜNER: Silivri Belediye Başkanlığı görevine talip olma sebebiniz; size göre şimdiye kadar Silivri’nin iyi yönetilmemiş olması mı yoksa şimdiye kadar uygulanmamış olan daha farklı projeleriniz mi var?

MÜMÜN KOÇOĞLU:  Seçilen her belediye başkanı kendine göre çalışmalarını yapıyor bu bir gerçek. Hizmetini de ediyor ve farklı bir vizyonla da geliyor. Ancak hükümetin ve iktidarın bütün imkânlarını çok sağlıklı bir şekilde gerek büyükşehirden gerek devlet kurumlarından sağlamak biraz zor açıkçası. Silivri açısından 2004-2009 dönemine baktığımız zaman imkânlar çok daha genişti. Bize biraz daha katı davranıyorlar. Eğer bugün bir büyükşehir belediye başkanı kalkıp da “bize oy vermeyenlere su bile vermeyeceğiz” diyorsa işte bu da işin mantığını gözler önüne seriyor. Bu şartlarda ne kadar sağlıklı görev yapabiliyorsunuz bunu iyi analiz etmek lazım. Daha sonra da imkânlarımıza bir bakmak lazım. Bugün Silivri Belediyesi’nin bütçesi nedir ve ben bu bütçeyle neler yapabilirim. Bir defa buna bakacağız. Yani cebimizdeki parayı bileceğiz ve borcumuzu da bileceğiz. Tabi ki ona göre de projelerimizi belirlememiz lazım. Biraz gerçekçi olmamız gerekiyor. Evet bir takım aksaklıkların olduğunu elbette ki görüyoruz. Ve iddiamız da muhakkak bir şeyleri daha iyi yapabilmek. Bakış açısını biraz daha farklılaştırabilmek. Gençlerin çok farklı bakış açıları var. Bu bakış açılarıyla işlerin daha iyi bir noktaya geleceğini ispatlamak istiyorum. Yoksa hiç kimseye burada “sen bu işi yapamıyorsun” demek için buraya aday olarak çıkmadık. Ama yarın öbür gün bu görevlerde bulunmuş herkesin, bütün siyasi büyüklerimizin de fikirlerini alarak yolumuza devam edeceğiz.

Ben şimdi kalkıp diyeceğim ki “ben onunla işbirliği yapmam” o zaman partinin başarısını istemiyoruz anlamına gelir.

CEM GÜNER: Silivri kamuoyunun bazı kesimlerinde Selami Değirmenci ile veya Özcan Işıklar ile anlaşmalı olarak aday adayı olduğunuz, orta vadede bu isimlerden biri ile işbirliği yapacağınız gibi iddialar konuşuluyor. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

MÜMÜN KOÇOĞLU:  Nasıl bir işbirliği yapabilirim ki? Yani işbirliği derken biz zaten aynı partinin mensuplarıyız. Biz kendimizin başarısından daha önce partimizin başarısını isteyen insanlarız. Evet ben bugün bir aday adayıyım. Eğer “işbirliği” derseniz zaten bizim işbirliği yapmamamız sıkıntı olur zaten. Bu nedenle işbirliği yapmaktan ziyade bizim işbirliği içerisinde olmamamız ciddi bir siyasi sıkıntıdır diye düşünüyorum. Olması gereken işbirliği yapmamızdır… Ben şimdi kalkıp diyeceğim ki “ben onunla işbirliği yapmam” o zaman partinin başarısını istemiyoruz anlamına gelir. Ama bugün bir takım duyumlar geliyor; kapalı kapılar arkasında hiç kimseyle oturup da bir pazarlık yapmışlığım yok. Asla… İçimdeki neyse ben onu rahatlıkla dışarıya söyleyebilen bir insanım. Ben belediye başkanlığı için aday adayı müracaatımı yapmadan önce belediye başkanına (Özcan Işıklar’a) gittim ve aday adayı olacağımı söyledim. Yine aynı şekilde benim siyasi hayatımda büyük katkıları olan ve bugüne kadar da beraber hareket etmiş olduğumuz Selami Bey’le (Değirmenci) de bu konuyu yüz yüze konuştum. Ama onun haricinde kapalı kapılar arkasında hiç kimseyle bir pazarlık yapmadım. Olması da mümkün değil. Eğer ki bu görev (adaylık) bize verilirse elbette ki kendileriyle oturup konuşmamızdan daha doğal bir şey olamaz. Hep beraber bu işin üstesinden geleceğimize inanıyorum. Benim zaten hiç kimseyle bir problemim yok. Olmasını da istemiyorum. Zaten göreceksiniz ki bu süreci en rahat bir şekilde götürecek olan kişilerin başında geldiğimi düşünüyorum.

CEM GÜNER: Silivri’nin en önemli eksikleri size göre neler?

MÜMÜN KOÇOĞLU:  Silivri’de otopark problemiyle beraber bir trafik problemi var. Kışın da bunları yaşıyoruz ama yazın çok daha yoğun bir şekilde karşımıza çıkıyor. Şimdi ben kendimden örnek vereyim; özellikle yaz aylarında ben bile Selimpaşa’daki işyerimden Silivri’ye gelmekten çekiniyorum trafik probleminden dolayı. O nedenle görünür bir şekilde otopark problemi de var, trafik problemi de var. Geçen gün Terbiyeli’nin oradan New Center’e kadar geçerken saydım 13 tane araba park yeri vardı. Merkez ve Uluşar lokantalarının karşısında 20 arabalık bir yer olsa 33-35 araç etti. Ben gerçi otoparkların şehir içerisine alınması taraftarı değilim, ancak bu yoğunluğu emecek bir otopark sisteminin şehir dışında yapılması durumunda şehir içi trafiği de rahatlayacaktır. Şehir dışında bir otopark derken bu E-5’in iç kısmına olabilir. Örnek vermek gerekirse tapu dairesinin civarı gibi. Tapu, Emniyet Müdürlüğü gibi birçok kurum o bölgeye toplandığı içi orada var olan bir adet otoparkı da kullanamıyoruz. Yetersiz kalıyor. Kaldı ki emniyet binasının hemen bitişiğinde bulunması da bana güvenlik açısından çok çelişkili bir durum gibi geliyor. Yine AK Parti ilçe binasının bulunduğu Saral İş Merkezi’nin altında bir otopark var. Bunlar maalesef çok bilinmiyor; galiba girişi de biraz sıkıntılı o nedenle pek insanlar kullanmak istemiyor. Diğer taraftan da biz vatandaşlar olarak artık bir yürüme alışkanlığını da kazanmak durumundayız. Alt geçit problemimiz vardı gerçi kısmen çözüldü ama yeterli değil. Merkezi biraz dağıtmanın faydalı olacağını düşünüyorum. Örneğin İSKi’nin yeni binası Alibey Mahallesi’nin biraz yukarısına yapıldı. Vatandaşlar burayı biliyor ve ulaşabiliyor. İşte devlet kurumlarını biraz bu şekilde dağıtmamızın çarşıdaki yoğunluğu azaltmada yararlı olacağını düşünüyorum.

Genel bir aday tanıtım toplantısı, örgüt toplantısı dahi yapılmadı. Bu bizim en büyük kayıplarımızdan bir tanesi. Bir her ne kadar kendi kişisel çalışmalarımızı yapıyor ve kişisel röportajlarımızı veriyorsak da örgütümüze de birebir bizi tanıma fırsatının verilmesi gerekiyordu. Bunun büyük bir eksiklik olduğu kanaatindeyim.

CEM GÜNER: CHP Silivri İlçe yönetimi seçim öncesi aday adaylığı sürecini size göre nasıl yürütüyor?

MÜMÜN KOÇOĞLU:  İlçe yönetimi olarak iyi başladık. Ancak daha sonrasında bakıyorum ki genel bir aday tanıtım toplantısı, örgüt toplantısı dahi yapılmadı. Bu bizim en büyük kayıplarımızdan bir tanesi. Bir her ne kadar kendi kişisel çalışmalarımızı yapıyor ve kişisel röportajlarımızı veriyorsak da örgütümüze de birebir bizi tanıma fırsatının verilmesi gerekiyordu. Bunun büyük bir eksiklik olduğu kanaatindeyim. Keşke ilk başladığı gibi bugüne kadar gelseydi. En büyük eksikliğimizin bu olduğunu düşünüyorum. Şimdi bir örgüt toplantısı yapılabilseydi, örgütümüze “arkadaşlar işte bizim belediye başkan aday adaylarımız, işte bizim meclis üyesi aday adaylarımız” denilebilseydi çok daha sağlıklı ve çok daha faydalı olurdu.

Elbette ki ilçe başkanı kendisine göre bir tercihte bulunacak. Bu doğal… Yalnız yaptığı tercihin yanlış olması durumunda bunun siyasi bedellerini de ödemek zorunda kalacaktır… Seçimi kaybetmek veya benzer bir aksilik durumunda onun siyasi bedellerini ödeyecektir…

CEM GÜNER: CHP İlçe Başkanı Suna Göçengil’in sürecin başından beri tek bir aday adayından yana tavır koyduğu şeklindeki eleştirilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

MÜMÜN KOÇOĞLU:  Siyaseti sadece bugün için düşünmemek lazım. İlçe başkanımız Suna Hanım bu şekilde davranıyor ise bunun bir de geçmişine bakmak lazım. Geliş şartlarına, geliş sürecine ve bu sürecin nasıl geliştiğine de bakmak lazım. Elbetteki ilçe başkanı baktığınızda objektif olmalı. Evet iyi başlamıştık. Ben 2012 yılında ilçe başkanlığına aday olduğumda benim toplantımı açacak bir yönetici yoktu. Ünal Doğrul yöneticiydi ondan rica etmiştim. İlçe başkanlığı bizim parti tüzüğümüze göre parti içerisinde belediye başkanının üzerinde bir makam. Ve partim de benim için en önemli kademedir. Bugün belediye başkan adaylığına geldiğimizde Suna Hanım sağ olsun çok objektif davrandı. Her toplantıda bulundu. Nezaketini de koruyarak hepimizin tanıtım toplantısını açtı. Tabi siyasette doğaldır ki kendisi de bir seçmendir. Sizin bir tercihiniz olduğu gibi, benim bir tercihim olduğu gibi kendisinin de bir tercihi olacaktır. Bu sürece gelirken de takdir edersiniz ki sürekli olarak mevcut belediye başkanıyla hareket etti. Ve belediye başkanının da Suna Hanım’ın o göreve gelmesinde çok büyük katkıları var. Bu bir ekip işi… Zaten Suna Hanım’ı da yarın öbür gün kendisine destek olabilmesi amacıyla oraya getirdi. Elbette ki ilçe başkanı kendisine göre bir tercihte bulunacak. Bu doğal… Yalnız yaptığı tercihin yanlış olması durumunda bunun siyasi bedellerini de ödemek zorunda kalacaktır… Seçimi kaybetmek veya benzer bir aksilik durumunda onun siyasi bedellerini ödeyecektir…

Kendisini yakinen de tanırım ve başarılar diliyorum. Ekrem Bey’in İBB Başkan adaylığı, aslında partimizin ne kadar radikal kararlar alabileceğini gösteren bir gösterge.

CEM GÜNER: Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olarak açıklanması size göre doğru bir tercih midir?

MÜMÜN KOÇOĞLU:  2010 yılında Selami Bey’in ilçe başkanlığı döneminde ben de ilçe yöneticisiyken Ekrem Bey de (Beylikdüzü) ilçe başkanıydı. Önce atamaya geldi, sonra ilçe kongresiyle ilçe başkanı seçildi, bu görevini dört yıl sürdürdü e 2014 yerle seçimlerinde de Beylikdüzü Belediye Başkanı seçildi. Kendisi örgütten gelen bir partilimiz. Aynı okuldan mezunuz (İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi ) Ekrem Bey’le… Kendisi benden 7-8 yıl önce mezun olmuş. Bunu birkaç defa konuşmalarımızda da dile getirmiştik. Kendisini yakinen de tanırım ve başarılar diliyorum. Ekrem Bey’in İBB Başkan adaylığı, aslında partimizin ne kadar radikal kararlar alabileceğini gösteren bir gösterge. Belki de 1.5 yıl önce Kadir Topbaş’ın istifasının ardından İBB meclisinde yapılan başkanlık seçimi bugünleri gösteren bir sinyaldi. Sayın İmamoğlu hepimiz tarafından aday gösterilmişti. Kendisinin başarılı olacağına inancım tam. Seçimi kazanacağımıza da inancım tam. Bundan hiçbir şüphem yok. Allah’ın izniyle ve vatandaşlarımızın da desteğiyle Ekrem Bey’in ve hepimizin bu işten yüzümüzün akıyla çıkacağımıza inanıyorum. Ekrem Bey şu ana kadar üstlendiği bütün görevleri de başarıyla yaptı. Ve girdiği seçimlerin de hiçbirini kaybetmedi. İnanıyorum ki bu seçimi de kaybetmeyecektir.

Geçen gün yürürken bir vatandaşla sohbet ettim. Bakın aynen kendisinin söylediğini aktarıyorum; “bir yıldır esnafım Beylikdüzü’nde, bir yıl içerisinde yedi defa Ekrem Bey benim dükkânıma ekibiyle beraber geldi. Ben Silivri’de yaşıyorum ancak belediye başkanını çok fazla görebilme şansım olmuyor”. İşte vatandaş bunu söylüyor.

CEM GÜNER: 10 yıllık bir belediye başkanı olan Özcan Işıklar’ın en büyük yanlışı size göre nedir?

Aslında kişilerin üzerinden çok fazla gitmek benim tarzım değil. Yani bugün bir şehrin şehr-i emini olan belediye başkanına burada amacımız muhalefet etek değil. Ama toplumun söylediği veya toplumdan gelen geri dönüşlere baktığımızda biraz daha halkı içinde kalabilirdi belki. Çok dışarıda olduğunu söylemiyorum. Ama toplumda bu tip geri dönüşler var. Mesela geçen gün yürürken bir vatandaşla sohbet ettim. Bakın aynen kendisinin söylediğini aktarıyorum; “bir yıldır esnafım Beylikdüzü’nde, bir yıl içerisinde yedi defa Ekrem Bey benim dükkânıma ekibiyle beraber geldi. Ben Silivri’de yaşıyorum ancak belediye başkanını çok fazla görebilme şansım olmuyor”. İşte vatandaş bunu söylüyor. Bu bir tarz meselesi aslında. Özcan Bey ilk çıkarken de “ben görünmeyen belediye başkanı olacağım” demişti. Onun tarzı da bu şekilde zannediyorum. Bu bir kişisel tercih meselesidir, saygı duyuyorum.

Benim kimseye verilmiş bir sözüm yok. Kimseye mavi boncuk dağıtmadım…

CEM GÜNER: Aday gösterilmeniz durumunda diğer aday adaylarıyla birlikte çalışmayı düşünüyor musunuz? Kadronuzu oluştururken kendilerine görev teklif etmeyi düşünüyor musunuz?

MÜMÜN KOÇOĞLU:  Bakın benim kimseye verilmiş sözüm yok… Aslında şu süreçte benim tercihim bu… Hani halk arasında tabiri caizse derler ya “mavi boncuk dağıtma” diye… İşte ben kimseye mavi boncuk dağıtmadım… Hiç kimseye de “seni meclis üyesi yapacağım” veya “seni şu yapacağım” diye bir söz vermedim… Sadece bir arkadaşımız var meclis üyesi, bayan; Figen (Yıldız) Hanım, biz onunla beraber konuşmuştuk. Onun da tercihi nasıl olursa o konuda çalışabiliriz. Şimdi partide temayül oylaması yapılacak ve sonuçlar da fermuar yöntemiyle listelere yansıtılacak deniyor. Partim bana kiminle çalışmam gerektiğini söylerse ben onunla seve seve çalışırım. Sonuçta benim partilimdir. Ama dediğim gibi öyle baştan kimseye bir mavi boncuk dağıtmışlığım yok. Ama şunu da söylemek istiyorum; ben kimseye verilmiş biz sözüm yok derken kafamda bir ekip yok diye de anlaşılmasın. Çok şükür kafamızda bir takım düşünceler ve planlar var. Silivri’yi layık olduğu yere taşıyacak ekibi de arkadaşlarımızla birlikte oluşturuyoruz. Biz aday adayları olarak partimizin başarısı için birbirimizle konuşup anlaşmamızdan ve gerektiğinde de ittifak yapmamızdan daha doğal bir şey olamaz. Hatta mevcut aday adayları arasında bunu en rahat gerçekleştirecek olan kişinin ben olduğumu düşünüyorum. Bu ne kadar doğru, ne kadar yanlış onu da kamuoyunun takdirine bırakıyorum.

CEM GÜNER: Benim sormayı unuttuğum veya sizin eklemek istedikleriniz var mı?

MÜMÜN KOÇOĞLU:  Öncelikle şunu söyleyeyim; bir defa aday adayı olurken, talip olduğumuz görevin nasıl bir görev olduğunun farkına varmamız gerekiyor. Bunu her yerde söylüyorum. Ben kalktım ve bu göreve talip oldum. Ben bu belediye başkanlığını yaparım. Bu kadar basit bir şey değil… Yüz binin iki kadar nüfusu olan bir Silivri’yi yönetmeye talipsiniz. Türkiye’de baktığınızda belki birçok büyükşehrin nüfusundan fazla olan bir şehri yönetmeye talipsiniz. İnsanların evinin dışında kapısını kapattığı zamanki huzurundan, adımını attığı kaldırımın nasıl olmasına kadar her şeyi düzenlemeye talipsiniz. Esnafın dükkânının önünün düzenlenmesini, işlerin olumlu yönde etkilenmesini sağlayacak kararlar alabilmede vicdanınızla baş başasınız. 29 Ekim yürüyüşüne katılmıştık, görüyorum, bazen gözlemlerim, 70’lik 80’lik dedeler, nineler gelmiş ve kendisi için de gelmemiş, artık torunlarının geleceğini düşündüğü için oraya gelmiş; işte siz o insanların umutlarını gerçekleştirmeye talipsiniz. İşte talip olduğumuz görevin ne kadar büyük bir görev olduğunun farkına varacağız. Ben bunun bilincinde olduğunu düşünüyorum. Bu görevin üstesinden gelemeyeceğim konusunda aklımda en ufak bir şüphe yok. Allah’ın izniyle bu görevi layıkıyla yapacağız…

CEM GÜNER: Teşekkür ediyorum ve başarılar diliyorum…

MÜMÜN KOÇOĞLU:  Ben teşekkür ediyorum…

Yorumlar (0)
17°
kısa süreli hafif yoğunluklu yağmur
Günün Anketi Tümü
supersilivri.com'un yeni tasarımını nasıl buldunuz?
Namaz Vakti 20 Eylül 2019
İmsak 05:17
Güneş 06:43
Öğle 13:02
İkindi 16:29
Akşam 19:12
Yatsı 20:32
Günün Karikatürü Tümü