banner387

Basın Konseyi Silivri'de toplandı

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, "10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü"nde Silivri'de toplandı.

Basın Konseyi Silivri'de toplandı
banner429

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, yılın ilk toplantısını 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde Silivri Cezaevi ile diğer cezaevlerinde tutuklu gazetecilere destek vermek amacıyla Silivri’de yaptı. Toplantıda yapılan konuşmalarda, gazetecilerin sorunları dile getirildi ve tutuklu gazetecilerin bir an önce tahliye edilerek mesleklerini sürdürme olanağına kavuşmaları istendi.

Silivri Yaşar Kemal Kültür Merkezi’ndeki toplantıda Basın Konseyi Yüksek Kurulu üyeleri ve tutuklanıp serbest kalan gazeteciler ile halen tutuklu olan gazetecilerin aileleri de katıldı.

TÜRENÇ: BUGÜN İÇİN ÇALIŞAMAYAN GAZETECİLER GÜNÜ

Toplantının açılışında konuşan Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç, “ Gazeteciler 57 yıl önce 10 Ocak’ta 212 sayılı yasanın hayata geçmesiyle yaşamsal ve sosyal haklarına kavuşmuştu. Yıllar içinde bu hakları kaybetmeye başladık. Ama geldiğimiz bu noktada 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü, bugün için Çalışamayan Gazeteciler günüdür. Çalıştırılmayan gazeteciler günüdür. Hapse konulan gazeteciler günüdür. Binlerce, on binlerce gazetecinin işsiz kaldığı gündür. Sendikalaşmanın yok edildiği gündür. Ailelerin acı içinde evde beklediği gündür. Babalarını göremeyen çocukların hapisten babalarının çıkacağı özlemiyle yaşadığı gündür” dedi.

“HAK ARAYIŞININ EN ÖNEMLİ NOKTASI KALEME SAHİP ÇIKMAMIZ”

10 Ocak’ın özellikle son 10 yıldır anlamını tamamen yitirildiğini ifade eden Pınar Türenç, bugün medyanın yüzde 80’inin  iktidarın kontrolü altında olduğunu, kalanların da oto sansür uygulamak durumunda kaldığını anlattı. Pınar Türenç, “Bugün geldiğimiz noktada Türkiye’de 145 civarında gazeteci hapishanede tutsak. 145 diyorum çünkü her gün bu sayı artabiliyor. Haklarında davalar açılan gazeteci sayısı her geçen gün ekleniyor. Gözdağı verilmeye devam ediliyor. Bunun da ötesinde bizler için önemli olan gazetecilerin kendilerine uyguladığı oto sansürlerdir. Bugün peşinde olduğumuz hak arayışının en önemli noktası kaleme sahip çıkmamızdır. Kaleme sahip çıktığımız zaman demokrasiye sahip çıkmış oluyoruz. Demokrasi demek en önemli unsurlarından bir tanesi fikir özgürlüğüne sahip çıkmak en yaşamsal hakkımızdır. Bunun peşindeyiz. 10 Ocak’ta Silivri’de buluşmanın önemi şuradan kaynaklanmakta. Hemen yanımızdaki o korkunç Silivri hapishanesinde çok sayıda gazeteci özgür kalacağı günü bekliyor.”

“DURUŞMANIN İSTANBUL’DA GÖRÜLMESİNİ TALEP EDİYORUZ”

Konuşmasında Cumhuriyet Gazetesi yazar ve yöneticilerinin yargılandığı davaya değinen Pınar Türenç, ”Davanın son duruşmasında yine tutuklu sanıkların tutukluluğunun devamına karar verildi. Türkiye’nin dünyadaki bu konudaki liderliği yine perçinlendi. Mahkeme son duruşmada anlaşılamaz bir kararla bir sonraki duruşmayı Silivri Yerleşkesi’ne aldı. 9 Mart 2018’de duruşma görülecek. Bunu da kabul etmiyoruz. Çünkü adil yargılanma hakkının vazgeçilmez unsuru olan, yargılamanın aleniliği ilkesinin pratikte hayata geçmesi, ilgilenen herkesin duruşmayı takip edebilmesi ve bu imkana kavuşması asıldır. Duruşmanın ücra bir yerde değil İstanbul’da görülmesini talep ediyoruz. Cumhuriyet davası ile ilgili gazetecileri de ilgilendiren diğer tüm ceza davaların bir an önce bitirilmesini istiyoruz” diye konuştu.

“YOLUMUZ ÖZGÜR BASIN YOLUDUR”

Silivri Cezaevi’nde tutuklu olan çok sayıda gazetecinin özgür kalacağı günü beklediğini vurgulayan Pınar Türenç, “Demokrasinin vazgeçilmez değeri olan ifade ve basın özgürlüğüne sahip çıkmak, bağımsız medyanın yaşaması ve yaşatılması için çalışmaya hep birlikte devam edeceğiz. Yaşanan bu süreçte evet üzgünüz. Ama gelecek için umutluyuz ve kararlıyız. Yolumuz özgür basın yoludur. Çalışan Gazetecilerin günü olması için 10 Ocakları yaşatmaya kararlıyız” dedi.

CİNDORUK: BUGÜN ARKADAŞLARIMIZA YAPILAN YARGISAL İŞKENCEDİR

TBMM Eski Başkanı ve Basın Konseyi Yüksek Kurul Üyesi Hüsamettin Cindoruk ise “Düşünce suçları dediğimiz fikir ve ifadeyi özgürce dile getirme hakkının ihlalinden söz açıyoruz. Bugün cezaevinde uzun süredir tutuklu bulunan arkadaşlarımızın uzun tutukluluk sürecinden ötürü şikayetleri var. O şikayetleri paylaşıyoruz ama durum sadece o değil. Bugün bu arkadaşlarımıza yapılan, bu düşünce adamlarına yapılan yargısal işkencedir. Buna alışmamız çok yanlıştır buna alışamayız. Buna alışırsak demokrasimizin içinde bulunduğu sıkıntıları arttırırız. Demokrasimize kimse güvenmez. Bugün, Avrupa Birliği ile açılan makas Avrupa Konseyi ile açılan makas, bizim bu alışkanlığımızın, alışmamızın bir sonucudur. Hep beraber, herkesin iktidar partisi Cumhurbaşkanı dahil hepimiz fikir ve ifade özgürlüğü ile uluslararası değerlerde anlaşmak zorundayız” dedi.

“AİHM’DE HAK ARAR HALE GELDİK”

Askeri darbeler dahil ifade ve düşünce özgürlüğüne bu kadar açık bir saldırıya hiç rastlamadığını söyleyen Cindoruk, “İçinde bulunduğumuz durum yargısal işkence kadar yargının düşünce ve ifade özgürlüğüne bir saldırısıdır. Üzüntü ile bakıyoruz bu saldırıyı önlemek için başvurduğumuz makam yurdumuzun içindeki mahkemeler veya Anayasa Mahkemesi olmaktan çıkmıştır.  Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) hak arar hale geldik“ diye konuştu.

AKIN ATALAY’IN EŞİ:  HAKLI OLANLAR KAZANACAK

Cumhuriyet Gazetesi davasında tutuklu bulunan Akın Atalay’ın eşi Adalet Atalay, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler günü nedeniyle toplantıda olmaktan dolayı mutlu olduğunu ifade ederek, “Pınar hanımın dediği gibi artık çalışan değil çalıştırılamayan gazeteciler günü diye anmaya başlayacağız. İstatistiki bilgeler Türkiye’nin medya özgürlüğü bakımından dünyada 154’üncü sıralara geldiğini gösteriyor. Sınır Tanımayan Gazetecilerin yaptığı açıklamaya göre” dedi.
Adalet Atalay, konuşmasının sonunda eşinin duruşma sırasındaki söylediği, “Dünyaya 100 defa gelecek olsaydım. Her defasında bu davada savunma makamında olmayı tercih ederdim. Çünkü adalet, özgürlük ve demokrasi değerlerinin yanında saf tutmak onurdur. Vicdanım rahat ve huzurluyum. Hiç merak etmeyin, bugün güçlü gibi görünenler değil, haklı olanlar kazanacaktır“ sözlerini anlatırken duygulandı ve gözyaşlarına hakim olamadı. Adalet Atalay’ı yanında oturan aynı davada tahliye olan Musa Kart teselli etti.

MUSA KART: CEZAEVİNDE TUTULMALARINA İTİRAZIM VAR

Cumhuriyet Gazetesi davasında geçtiğimiz yıl temmuz ayında tahliye olan çizer Musa Kart da tahliye olduktan 5 AY sonra ilk kez Silivri’ye geldiğini ifade ederek, “Duygularımı tarif etmekte zorlanıyorum. Sevgili kardeşlerim Akın Atalay, Murat Sabuncu ve Ahmet Şık’ın haksız, hukuksuz biçimde bir yılı aşkın süredir cezaevinde tutulmalarına itirazım var. Ama itirazım aynı zamanda sadece muhalif oldukları için siyasetçilerin, akademisyenlerin ve gazetecilerin zindanlara atılmasına..” dedi.
Toplantıda ayrıca, Cumhuriyet Gazetesi davasında tahliye edilen Önder Çelik ve Emre İper de söz alarak duygu ve düşüncelerini dile getirdi.
Toplantı sonunda gazetecilerin gününü kutlayan Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar da Silivri’nin cezaevi ile anılmasından üzüntü duyduklarını belirterek, “Ama ben inanıyorum. ‘Top yere vurmadan zıplamazmış’ derler. Topun yere vurduğu yer olarak ta anılacak Silivri.. Biz dokuz yıldır bu hüznü, bu kederi burada yaşıyoruz. Her seferinde yargılamaların başladığı günden bu yana haksızlıkların, adaletsizliğin bulunduğu yer olarak belki anıldı Silivri. Ama biz bu kavramla mücadele etmeye devam ediyoruz. Silivri aslında hiç böyle bir yer değilken o anlama eş tutulmaya çalışıyor. Bunu bir anlamda kullanacağız. Böyle olmadığı bir yer olarak anılacak.” dedi.

KİMLER KATILDI

Silivri’deki toplantıya Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç, 2’ci Başkan Murat Önok, Basın Konseyi Yüksek Kurulu üyeleri Hüsamettin Cindoruk, Tufan Türenç, Melih Berk, Turgay Noyan, Yalçın Büyükdağlı, Okşan Atasoy, Başar Yaltı, Üstün Ünügür ile Cumhuriyet Gazetesi yazar ve yöneticilerinin yargılandığı davada tutuklandıktan sonra tahliye edilen Musa Kart, Önder Çelik ve Emre İpe, halen aynı davada  tutuklu bulunan Akın Atalay’ın eşi Adalet Atalay ve tutuklu gazetecilerin yakınları katıldı

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER