banner305
26 Kasım 2017 Pazar 19:03
İhsan Tevfik'e Yunus Nadi ödülü

Silivri'de ikamet eden edebiyat öğretmeni, şair ve yazar İhsan Tevfik Kırca, 72. Yunus Nadi Şiir Ödülüne layık görüldü.

Cumhuriyet Gazetesi tarafından Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunda büyük emeği olan, gazetenin temel taşlarından Yunus Nadi'nin anısına 1946 yılından bu yana düzenlenen sanat ve kültür Yunus Nadi Yarışması'nın 72.'si düzenlendi. 
2017 Yunus Nadi Ödülleri Edebiyat ana dalında öykü, roman, şiir; Bilimsel Araştırma ana dalında sosyal bilimler araştırması olarak verildi. 
72. Yunus Nadi Ödülleri sahipleri, 23 Kasım 2017 tarihli Cumhuriyet Gazetesi'nin Kitap Ekinde ve Kültür sayfasında şu şekilde açıklandı; Roman: Başar Başarır, Öykü: Murat Yalçın, Şiir: İhsan Tevfik ve A.Kadir Paksoy, Sosyal Bilimler: Sevinç Doğan.

İHSAN TEVFİK, TEMATİK ŞİİR KİTABIYLA 72. YUNUS NADİ ŞİİR ÖDÜLÜNE LAYIK GÖRÜLDÜ


“geçit/cemal kırca kitabı” (şiir-araştırma), “dipsuları” (şiir), “aşka çırak ölüme usta” (şiir), “sevgiye durmak” (şiir), “İnsan Ve Mekân Yüzüyle Mübadele” (araştırma), “uzak yazılarda” (seçme şiirler) ve “gözleri muhacir” (şiir) “Hasarlı Aşklar Tarihi”(şiir) adlı eserlere imza atan şair, yazar İhsan Tevfik, sanat ve kültür Yunus Nadi Yarışması'na “gözleri muhacir” adlı göç şiirlerine yer verdiği kitabıyla başvurdu. Tevfik'in bu eseri, ödüle layık görüldü. Şair, “aşka çırak ölüme usta” adlı kitabıyla 2011 yılında aldığı 6. Uluslararası İstanbul Şiir Festivali Sevda Ergin Şiir Ödülünden sonra “gözleri muhacir” adlı şiir kitabıyla 72. Yunus Nadi Şiir Ödülü'nü almanın onur, gurur ve mutluluğunu yaşadı. 
2017 Yunus Nadi Ödülleri'nin, 25 Kasım 2017 Cumartesi günü, saat 19.00'da Şişli Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Evi'nde düzenlenecek törenle sahiplerine sunulacak.

İHSAN TEVFİK KIRCA İLE RÖPORTAJ
23 Kasım 2017 tarihli Cumhuriyet Gazetesi'nin Kitap Ekinde, Mahir Arhan'ın şair İhsan Tevfik'le röportajı yer aldı. Röportaj şu şekilde:

“Şair, umudun şiirini yazacak”
Yunus Nadi Şiir Ödülü'ne değer görüler diğer isim İhsan Tevfik. Kitabının adı ise “Gözleri Muhacir”. Tevfik'le dünyayı derinden sarsan göçleri ve bunların şiire yansımasını konuştuk.

1-Kitabınızın ismi, “Gözleri Muhacir.” Şu anda da gündemi meşgul eden dünya çapında bir mülteci sorunu var. Siz ne düşünüyorsunuz konu hakkında?
İhsan TEVFİK: Gözleri Muhacir” adlı şiir kitabımda yer alan şiirleri, 30 Ocak 1923'te Lozan Antlaşmasının bir eki olarak imzalanan ve kısaca “Mübadele” olarak bilinen karşılıklı ve zorunlu Türk-Yunan göç antlaşmasını merkeze koyarak yazdım. Göçün anlamını, her iki toplumda bıraktığı acı izleri, şiir diliyle söyleme çabasının bir ürünüydü bu göç şiirleri. Ama elbette sadece Türk-Yunan zorunlu göçünden değil bütün göçlerden izler taşır kitabım. Daha doğrusu böyle bir psikolojik ve sosyolojik yaklaşım gerekir bu kitaptaki göç olgusunu anlamak için. 
Kitabımın arka kapağında özetle şunları söylemiştim: “Bir göçün anlamını ve tarihini en iyi istatistikler değil yürekler, vicdanlar ortaya koyar. İstenildiği kadar rakamlara, birtakım verilere bakılsın göçenlerin acıları, kimlikleri, ruhları yansımaz oralara. Derin ve büyük acılardan kendilerine miras göçmen yürekleri, muhacir bakışları vardır yollara zorunlu düşenlerin. Ve o bakışın insana neler söylediğini hiçbir tarihsel kitap tam olarak dile getiremez. Ancak ve ancak şiirdir; yüreği, bedeni göçmen ve ‘gözleri muhacir' olanları anlatabilecek olan.”
Şimdi dünyanın dört bir yanında yine göçler yaşanıyor. Kendi sınırımızda ve topraklarımız içinde büyük trajedilere şahit oluyoruz. Küresel emperyalizmin gözyaşı tufanı bıraktığı coğrafyalar daha da çoğalıyor. Sadece kendi acılarımıza değil, komşularımızın, insanlığın acılarına da kulak vermek zorundayız. Anadolu ve Balkan coğrafyasının tarihi bir anlamda zorunlu göçlerin tarihidir. Sadece bizim coğrafyamızda değil bambaşka coğrafyalarda da yeni mülteciler, zorunlu göçmenler var. Geçmişten bugüne bir hat çektiğimizde kan ve gözyaşının ortak olduğunu görüyoruz yazık ki! İnsanlar yine ağlıyor yine ölüyor göç yollarında. Birbirimizin yaralarına, insanlığın acılarına, özlemlerine dokunmayacaksa edebiyat neyi söyleyecek?

2-Günümüzde insanlar daha az mı şiir okuyor?
İhsan TEVFİK: Bu soruya cevap aslında bakış açısına göre değişir. Şiir, daha önceleri de az okunuyordu. Sadece kitap satış rakamlarını esas aldığınızda şiirin örneğin romana göre daha az okunduğunu söyleyebiliriz. Ki popüler sayılan şairler veya şiirler için çok da farklı değildir bu durum. Türk şiirine damga vurmuş usta şairlerin bile kitaplarının baskı adedi bir fikir verir bize. Bu oranlar, biraz azalır veya artar dönemsel koşullara göre. Ben gerçek şiir okuyucusunun her dönemde sınırlı olduğunu düşünüyorum. Genel bir okur kitlesi var, sadece roman ve öykü üzerinden giden bir kitle var, bir de şiir okuru var. Farklı farklı okur profilleri var karşımızda. Mesela fantastik kitapların ve polisiyenin daha ilgi gördüğü bir dönemden geçiyoruz. Şiirin kitapçılarda raf bulamaması, büyük yayınevlerinin şiir kitaplarının basımına uzak durması da ayrı başlıklar olarak ele alınabilir. Ama ne olursa olsun şiir yazmaktan geri durmayan emek veren şairler ve yayınevleri hâlâ var. (Aslında basılan şiir kitabı sayısı hiç de az değil.) Bu çaba görmezden gelinemez. Şiir, insanlık var oldukça hayatımızda bir şekilde olacaktır. Şiir diğer türlere görece az okunuyorsa burada sadece şairin değil; yayıncıların tutumunun da rolü var. Herkes kendini gözden geçirmeli. Elbette okur kitlesindeki değişimleri göz ardı etmemek gerekiyor.

3-Ülkenin içinde bulunduğu durumu nasıl özetlersiniz?
İhsan TEVFİK: Konuya Cumhuriyet rejiminin getirdiği yeni hayat tarzının, modernleşme çabalarının penceresinden bakmak gerekir. Bütün vatandaşların eşit, adil ve özgürce bir yaşama sahip olduğu cumhuriyetçi, demokratik ve çağdaş bir ülke hedefi, öncelikle ülkemizin kurucusu büyük Atatürk'ün bir özlemiydi. Böyle çağdaş bir hayat algısı içinde düşündüğünü özgürce söylemek, yazar-çizerin de kendini ‘aydın' olarak görenlerin de sıradan vatandaşın da hakkıdır. 
Özgürlüklerin sustuğu, susturulduğu; düşünce ve sanat adamlarının sindirilmeye çalışıldığı bir ortamda geleceğe nasıl umutla bakabiliriz? Sanata, özelde edebiyata ve şiire bir kalıp, görev biçmek zor ve gereksiz ama gerçekten insanca yaşamaya, özgürlüğe, umuda dokunmayan yapay bir sanatın çağına tanıklık etmekten epey uzak kalacağı da ortadadır. Bütün zor koşullara rağmen şair, umudun şiirini yazacak, sorumlu aydın bildiğini söylemekten geri durmayacaktır. Yazmanın ve ülke üzerine düşünmenin herkesin üzerine yüklediği bazı görevler var. Aydın, şair, yazar-çizer kendisi için de toplumu için de doğru bildiğini söylemeye devam edecektir, etmelidir de.

4-Bir sanatçı olarak ne gibi zorluklar yaşıyorsunuz?
İhsan TEVFİK: ‘Sanat ve zorluklar', denince hem bireysel hem de toplumsal açıdan düşünmek gerekiyor. İnsan, yazarken kendi benliğinin, kişiliğinin de gizli odalarına giriyor. Bunu yazdıkça ve zaman içinde fark ediyor. Yazmanın insanı belirleyen bir yanı var ama yazmak ağır bir sancı… Olsun, ben talibim bu sancıya. Çok yazan bir insan değilim, zor yazarım, yazdıklarımı hemen beğenmem de... İlk şiir kitabımı otuz beş yaşında yayımlamaya cesaret edebildim. Bu işin bireysel yönü…
‘Sanat ve zorluklar' meselesine toplumsal açıdan bakarsak; sanatçı, şair, yazar yapıtını ortaya koyduğunda bir yandan kendini ve dünyadaki yerini algılarken topluma da bir yön çiziyor ister istemez. Sanatçı, özellikle toplumsal sorunlara dair sözler söylediğinde -ki elbette aydın sorumluluğu bunu gerektirir- her türlü kesimin açık hedefi haline gelebiliyor. Bir toz bulutu, karmaşa içinde söylenilenlerin özü bir kenara bırakılıp açıkça çeşitli çirkin saldırıların merkezi yapılıyor sanatçı. Edebiyattan, müzikten, resimden ve sanatın diğer alanlarından istediğiniz kadar örnek bulursunuz bu son belirlemeye. Çok mu zor işimiz ya da vazgeçilmeli mi mücadeleden? Hayır, elbette hayır! Yazıyor olmanın insana yüklediği vicdanî ve insanî sorumluluk var: Yaz ve mücadeleni ver!

5-Yunus Nadi Ödülü hakkında söyleyecekleriniz var mı?
İhsan TEVFİK: Yunus Nadi'nin demokrat ve cumhuriyetçi kişiliği, Cumhuriyet gazetesi serüveniyle verdiği mücadele beni her zaman etkilemiştir. 7 Mayıs 1924'te kurduğu Cumhuriyetin ilk sayısındaki sözleri belleğime kazınmıştır: “Cumhuriyet sadece Cumhuriyetin, bilimsel ve yaygın ifadesiyle demokrasinin savunucusudur. Cumhuriyet ve demokrasi fikir ve esaslarını yıkan ve yıkmaya çalışan her kuvvetle mücadele edecektir. Memlekette halkın halk tarafından halk için idaresi bizim idealimizdir. Ve biz yalnız bu idealin esiriyiz. Başka bir kuvvetin değil.” Yunus Nadi bence aydınlık ve çağdaş bir ülke yaratma serüveninin taşlarını döşeyen önemli bir düşünce ve eylem adamıdır. Yalnız Cumhuriyet gazetesinin değil, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunda büyük emeği bulunan Yunus Nadi'nin anısına verilen bir ödüle layık görülmek öncelikle benim için büyük bir onurdur. Ben bu ödülü bir Cumhuriyet değerleri ödülü olarak görüyorum. Ve Türkiye'de kurumsallaşmış, adı Cumhuriyet değerleri ile özdeşleşen bir yarışmada değerli jüri üyeleri tarafından bu ödüle layık görülmek çok büyük bir mutluluk benim için. Çok teşekkür ediyorum kendilerine bu Cumhuriyet ödülü için.

Son Güncelleme: 26.11.2017 19:18
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner310

banner309